|
07 11 2008 |
|
Karadeniz bozulmasın Başlık atmak için, çok düşündüm çünkü Karadeniz’in doğa güzellikleri satılıyormuş. Yeşil bitki örtümüz mavi denizimiz ve yayla güzelliklerimiz bozulursa yaşamak çok daha zorlaşacak ve göçte artacak. Karadeniz bölge olarak kendi organik sebzesi ve besin maddeleri ile kendi kendine yeten, meyveleri bol olan ama arazı yapısı dağlık olduğu için yaşam zordur. Önemli geçim kaynağımız çay ve fındıkta durumlar, pek iç acısı durumuz yoktur. Bundan 10 ile 15 sene önce her evde inek bulunur, her evin, peynir, süt, yoğurt, sarı yağ ihtiyacını karşılardı. Şimdilerde ise inek besleyen parmakla gösterilenden az kaldı. Köyde tavuklar kuş gribi var diye herkse kaldırttılar, doğal yumurtada kalmadı. Bir tek organik kivimiz var onu da satamıyoruz pazarı yok. Babam eskiden sepetle yakaladığı benekli alabalıktan bahsederken, bizler fazla abartılı konuşuyor diye inanamıyorduk. Eskiden sepetle yakalarlarmış ve yemeyle bitmezmiş, şimdi balık yakalamak hayal oldu, birde yasak jandarma yakalıyor, tutmaya korkuyoruz. Denizde de aynı, gitmek sertifikan olacak yoksa kayıkla gittin mi deniz polisi geliyor yakalıyor. Denize gidip akşam yiyeceğin balığı yakalayamıyorsun. Her şeye rağmen Karadeniz halkım direniyor ve doğasını, yeşilini sahip çıkıyor. Gelen turistlerimiz bu doğa güzelliklerine hayran kalıyor, gittikleri yerlerde anlatmakla bitiremiyorlar. Hepimiz bu güzelliklere ve doğaya sahip çıkalım ve koruyalım. Kemal Karaosmanoğlu
Görüntüleme sayısı: 665 | E-Posta
|