|
BAYRAMLAR YİNE DE GÜZELDİR Bu bayram annem benimle birlikteydi. Güzel bir bayram geçirdik yani. Kendisi ile eski bayramları konuştuk. Köyde geçen bayram günlerini sanki yeniden yaşadım Birkaç gün önceden başlayan bayram telaşını anlattı bana. Lahana sarma için yapılan hazırlıklar, sonrasında helva kavurmalar, kadalar, baklavalar, börekler ve de şekerlemeler. Köyümüzde konum olarak en aşağıdaki ev bizim evimizdi. Bayram namazından çıkan cemaat orada camide birbirleri ile bayramlaşırı ve hep birlikte bizim eve gelinirdi. İlk uğranılan ev bizim evimiz olduğu için de hazırlanan yiyecekler neredeyse tamamen biterdi. Hemen bizden sonraki ev amcamların evi idi. Daha donra Paşa Özçalık ve Muhittin Özçalık amcalar ve sonrasında Hasan Özçalık amcaların evleri vardı. Buradan sonra köy camisi düzlüğü vardı. Burada cemaatin bir kısmı yukarıya doğru gider bir kısmı da sağ tarafa doğru dönerdi. Yani cemaat bölünmüş olurdu. Ama birlikte ziyaret edilen beş evde insanlar zaten doymuş olurlardı. Annem köyün bayanlarının” biz evde bir şeyler yapıp yedirecek adam arayacağımıza sana gelelim ve tüm yapılacakları beraber yapalım” diye öneri getirdiklerini söyledi. Annem onlara hak verdiğini söyledi. Tok olduğunu bildiğin insanlara bir şeyler yedirebilmenin imkânsız bir şey olduğunu söyledi. Eskiden hem ramazan hem de kurban bayramlarında köyümüzde birçok eğlence düzenlenirdi. Salıncaklar asılır, dönme dolaplar kurulurdu. Her yaştan insan mutlaka bir şeylerden mutlu olurdu. Saygı, sevgi her şey vardı eski bayramlarda. Annem eski bayramları anlatırken bayağı duygulandı. Çünkü ismi geçen birçok insan şimdi yaşamıyordu veya hasta idi. Köyde hele de yaz aylarına gelen bayramlarda hem günlük yapılması gereken işlerin yapıldığını, ilave olarak bayram hazırlığı yapıldığı için çok yorulduklarını ancak hiç kimsenin bayram hazırlığını bu nedenle ihmal etmediğini de söyledi. Yoruluyorlar ama mutlu oluyorlarmış. Yeryüzünde yorulduğu halde mutlu olan başka bir millet yoktur herhalde. Eskiden bayramlar hoş görünün ön plana çıktığı günlermiş. Tahsil bakımından çok okuyamamış büyüklerimiz cemiyet içinde karşılıklı özveri göstererek ne kadar güzel paylaşımlar yapmışlar. Günümüzde ne yazık ki bu özveriyi biz gösteremiyoruz. Günümüzde bayramları artık tatil olarak görünüyoruz. Fırsatını bulan tatile gidiyor büyükler de ellerini öpecek küçüklerini bekliyorlar. İnsanlar 2009 yılında uzun bayram tatili bulunmadığı için hayıflanıyorlar. Demek ki devir gerçekten değişmiş. Kendimden biliyorum. Eskiden Ankara’da Ulus’ta Posta Caddesinin tamamına yakın bölümünde yılbaşı ve bayram öncesinde kartpostal satanlar tezgâh kurarlardı. Ben de oraya gider kart seçer ve alırdım. Bayramdan önce gideceği yere varabilsin diye en az bir hafta öncesinden postaya verirdim. Daha sonra kart gönderdiğim kişilerle karşılaşınca konuşmalarından onların ne kadar memnun olduklarını anlar ve ben de sevinirdim. O zamanlarda kısa mesaj yoktu. Sabit hatlardan şehirlerarası görüşebilmek saatler süren bir formalite yumağı ile uğraşmak demekti. Senelerdir bir elin beş parmağını geçmeyen sayıda bayram ve yılbaşı tebriki alıyorum. Ve evet ben de kimseye bayram için kartpostal göndermiyorum. Olabildiğince çok kişiye cep telefonu ile ulaşmaya çalışıyorum. Yani bu satırları yazan bende eski bayramlarda yapılanları uygulamıyorum. Bunları düşündüm annemle eski bayramları konuşurken. Ondan yazıya dökebildiğim ve hiç duymadığım iki tane birer dörtlük de olsa Lazca şiir aldım. Annemin bana verdiği bu iki şiiri hemen kara kaplı defterime yazdım. Bayramda aldığım en güzel armağan annemin bana anlattıkları ve şiirler oldu. Hepinizin bayramını kutluyor ve sağlık huzur mutluluk dolu, paylaşılabilir bayramlar diliyorum. Kemal ÖZBIYIK Aralık 2008
Görüntüleme sayısı: 642 | E-Posta
|