Haber Arşivi arrow İSTAD
Ana Sayfa    İletişim     Sık kullanınanlara ekle     Açılış sayfası yap
ANA MENÜ
Haber Arşivi
Röportajlar
Bağlantılar
İletişim
Arama
Köşe Yazıları
Ziyaretçi Defteri
Önemli Telefonlar
İSTAD
ARHAVİ
Tarihçe
Coğrafya
Köyler
Örf ve Adetler
Yemekler
Folklor
Büyükler
Fotoğraflar
DERNEK
Hakkımızda
Dernekler Kanunu
Faliyetler
Üyelik Formu
Resim Galerisi
Üyelerimiz
Organlar
Yönetim Kurulu
Denetleme Kurulu
Kadın Kolları
Gençlik Kolları
SİZDEN BİZE
Resimler
Şiirler
Yazılar
Denemeler
Hikayeler
Fıkralar
ARHAVİ REST.
Resimler
Hizmetlerimiz
Menüler
Rezervasyon
İstad Üyelik Bilgi ve Teklif Formu
 Öneri ve İstek Formu

ZİYARETÇİLER
  Bugün193
  Dün320
  Bu Hafta829
  Bu Ay2789
  Toplam176733
www.memurlar.net
Advertisement
JİN CAFE
Firma reklamlarınızı belirli süre ve bağış karşılığı sitemizde yayınlatabilirsiniz. İrtibat için: 0532 663 83 08
ÇEVRE, DERE, SU, HES, DOĞRUSU PES Yazdır E-Posta
17 06 2010

ÇEVRE, DERE, SU, HES, DOĞRUSU PES

 Su nedir? Derelerde akan sularımız meta olarak değerlendirilip satılabilir mi? Satılmalı mıdır? Suyu kullanarak hayatta kalabilen canlıların suya erişememeleri durumunda yapabilecekleri bir şeyler var mıdır? Para kavramından haberdar olmayan canlıların yaşamı sona mı erecektir? Onlar da hukuk mücadelesi başlatabilirler mi? Onlar da ekonominin bir parçası mıdırlar? Su kullanım hakkı satılabilir mi? Yaban hayatı dediğimiz doğada yaşayanlar da kendi aralarında bir oluşum meydana getirip “dereleri satalım.” Derlerse haklı olurlar mı? Bu durumda bizler ne yapabiliriz? Doğal denge içinde yaşam parçası olan canlılar acaba neler düşünüyorlardır?

            Yıllar önce Kayınpederim, Kayınbiraderim ve eşimi Arhavi’de Mençuna şelalesine götürürken, patika bile diyemeyeceğim yolumuzun üzerine devrilip çürümeye başlayan bir ağaç kütüğünü kaldırıp yolu açtığımda kütüğün altından bir akrep çıkmıştı. Öldürelim dediklerinde ben karşı çıkmış ve “zaten yuvasını yıkmış olduk. Ona zarar verdik. Bırakalım, yeni yerini bulsun, dönüşte zaten burayı terk edecektir.” Dediğimde kayınpederim ” sen ne kadar ince düşünebilen bir adamsın? “Demişti. Ben de kendisine “Akrebin bile bu hayatta mutlaka bir işlevi vardır. Olmasa tanrı onu yaratmazdı” demiştim.

            Sadece Artvin ve Doğu Karadeniz değil, yurdumuzun değişik bölgelerindeki dereler de enerji elde etme amacı ile HESLEŞTİRİLİYOR. İnsanlara enerji neden lazım? Basitçe soruma kendim cevap vereyim. Teknolojik yenilikleri takip etmek için lazım. İş yerleri için lazım. Fabrikalar için lazım. Bazılarımız için yaşamın her safhası için lazım.

Yaşayabilmemiz için temel ihtiyacımız nedir dediğimizde hiçbirimiz ELEKTRİK demeyiz değil mi? Hepimiz Su ve havanın her canlı için temel ihtiyaç olduğunu söyleriz. Enerji elde etme konusuna kimse itiraz etmiyor. İtiraz edilen, doğanın dengesinin değiştirilerek enerjinin elde edilmeye çalışılması. Diğer canlıların bu konudaki hakları ne olacak? Tahribata uğrayacak doğa kendisini nasıl onaracak? Ne kadar sürede onaracak? Onarabilecek mi? Denge sağlanırken bunlar hiç düşünülmüyor.

            Kanal içine alınacak sulardan mahrum kalacak canlıların durumu ne olacak? Onlar yaşamlarını nasıl devam ettirecekler? Onların yaşamlarının sona ermesinden biz insanlar nasıl etkileneceğiz? Doğaya fiziksel olarak verilen zararların sonuçları neler olacak? Boru içine alınacak sular buharlaşmayacağı için yağmurlar azalıp yok olmayacak mı? Su dengesi değişecek yaratıklardaki değişim ne boyutta olacak?

            Sorularımız bunlarla sınırlı değil. Bizler elektrik enerjisi elde etmek için doğada değişimlere gidilmesine izin verirsek, buna gerekçe olarak da ortaya çıkacak olan ekonomiye katkı öne sürülürse ben de “ ne kadar bir katkı?” Diye sorarım. Bu katkıyı doğaya sahip çıkarak elde etmenin yollarını aramalıyız derim. Yaşanamayacak bir çevre benim ne işime yarayacak? Sonrasında neler olacak?

 Su yürüdü. Bahar geldi ve geçti. Ağaçlar yeşillendi. Çiçekler açtı. Zamanı gelince bunların sonucu olarak meyveler de oluşacak. Çiftçiler tarlalarına tohumları attılar. Her ürün zamanı gelince meyvesini verecek. Yani demem o ki, doğa uyandı ve her şey yerli yerine oturdu. Sudan bütün canlılar enerji elde ediyorlar zaten. O enerji ile ürettiklerini de biz değerlendiriyoruz. Bunu inkâr edecek birey var mı?

 Yani bize lazım olan tüm değerler, kendimize saklamaya çalıştığımız suyun nimetleri ile beraber bizim yaşamamız için elzem besinlerini de sunmuyorlar mı? Bize aynı zamanda yaşamak için en lazım olan şeyi OKSİJENİ onlar üretmiyorlar mı?

            Ürettikleri meyveleri toplayacağız. Yiyeceğiz. Onların sularını sıkacağız içeceğiz. Bunlar, enerjinin parçaları değil midirler? Enerji olmasaydı meyveleri nasıl ortaya çıkacaktı. Bu enerjilerini sudan almadılar mı? Doğal ortamda yaşayan her canlının bu dünya için yaptıkları görevler yok mu? Derelerimiz özgür akarken tüm canlılar bu nimetten kendilerine düşen payı almıyorlar mı?

 Karadeniz de çay toplanmaya başlandı. Fındıklar sıralarını bekliyorlar. Bostanlar yapıldı. Domates, salatalık, derken, mısır ve fasulyeler yeşermeye başlamayacak mı?  Bunlar gelişimlerini tamamlarken sudan faydalanmadılar mı? Su olmasaydı bunları bulma şansımız var mıydı?

Bu sorulara gerçekten düşünerek cevap verelim. Bu soruların cevabını verirken araya kişisel çıkar ve siyasi görüş gibi sorun ile ilgisi olmayan konularla ilgilenmeyelim. Diyorlar ki “yıllardır bu sular boşa akmıyor mu?”

 

            Hayır, efendim, bence sular boşa akmıyor, içinde bulundukları doğal ortama da can veriyorlar. Suyun enerjisini, bitkiler, ağaçlar, börtü böcekler, çiçekler ve tüm canlılar kullanıyorlar. Yağmurlar ağaçlık bölgelere daha çok yağıyorlar. Bu bilimsel bir görüş değil mi? Çölleşen bölgelerde insanlar nasıl etkileniyorlar bilmiyor musunuz? Açlığın temelinde susuzluk yok mu?

            Buzdolabı olmadan yiyeceklerimizi saklayabiliriz. Atalarımız saklayabilmişler. Çamaşır makinesi olmadan çamaşırlarımızı yıkayabiliriz. Atalarımız yıkamışlar. Bulaşık makinesi olmadan bulaşıkları yıkamışlar biz de yıkayabiliriz. Elektrik süpürgesi kullanmadan da ev temizliği yapılabilir. Atalarımız temiz ortamlarda yaşamışlar. Bizler de yaşayabiliriz. Atalarımız gün ışığından maksimum düzeyde yararlanarak tüm gereksinimlerini sağlamışlar. Biz de sağlayabiliriz.

Doğanın dengesini bozmama açısından aydınlatma araçlarını olabildiğince az kullanabiliriz. Elektrik hatlarındaki kaçakları en az düzeye çekebiliriz. Güneş ışığından en üst düzeyde yararlanacak teknolojileri kullanabiliriz. Bırakalım, derelerimiz özgür aksın. Temel işlevlerini yapmaya devam etsinler. Yani canlıların yaşayabilmesi için gerekli oksijeni sağlayan ağaçlara hayat versinler.

 Uçan ve kaçan bütün canlılar suyun bulunduğu yerlerde yuvalanmıyorlar mı? Yükseklerde uçanlar bile su ihtiyacını karşılamak için tabiatın içine inmiyorlar mı?

            Derelerimiz ve ormanlarımız yalnız yörede yaşayanlara değil tüm dünyaya lazım. Bunu unutmayalım ve kişisel çıkarlar için bu dengenin bozulmasına izin vermeyelim.

Kimse öbür dünyaya mal mülk götüremiyor. Paranın alamayacağı bir şeylerin de var olduğunu görmek istiyorum. Kendim için değil. Tüm dünya için.

 

Kemal ÖZBIYIK ANKARA                      

 
 
 

 
 
 
 

 
 

Görüntüleme sayısı: 252 | E-Posta

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
Faaliyetlerimiz
FAALİYETLERİMİZDEN

HALKOYUNLARI ÇALIŞMALARIMIZ;
İSTAD Halk Oyunları Kursları Beykoz Belediyesi bünyesinde başlamıştır
İletişim ve Bilgi İçin
Necdet Çolak
0542 244 40 05

AİDAT ÖDEMELERİ
Aidatlarını ödeyen tüm üyelerimize teşekkürler
SİTE GİRİŞ FORMU





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
BAĞLI ÜYELER
Hiçbir üye bağlı değil.
Misafir: 12
HABER BAŞLIKLARI
Köşe yazarları
Şükran Özçakmak
 Yıkıldı Perdem Eyledi Viran
 Memleketimden Haberler-2

 Memleketimden Haberler-1
   Yazarın Tüm Yazıları
 Nurten Nayir
 Kariyerine Uygun Spor Hangisi ?
 Tarihi Bir Gün: 27 Mart 2010 / Arhavi
 Düşler Sayfası
   Yazarın Tüm Yazıları
Kemal Özbıyık
 Gerçekten Orçi Bizim Mi?
 Çevre, Dere, Su, Hes, Doğrusu Pes
 41. Yazı
   Yazarın Tüm Yazıları
Mustafa Yılmaz
 Bakkal ve Manavları Öldürmeyelim
 Merhaba Dostlar
 Huzuru Arayıp Yaşamak
   Yazarın Tüm Yazıları
Kazın Alpay
 Güle Güle Sayın Müftüm Yolun Açık Olsun
 Sensei İsmet Turna ve Biz Öğrencileri
 Karate Sporu ve Kuralları
   Yazarın Tüm Yazıları
Kemal Karaosmanoğlu
 Kavak Köyünde Yaşam
  Eski Bayramlar ve Şimdiki Bayramlar
 Arhavi'de Kıbırdama Var
   Yazarın Tüm Yazıları
ÖZLÜ SÖZLER

 Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. 
M. Kemal Atatürk
 
 Cehennemde ateş yoktur, her insan kendi ateşini bu dünyadan götürür.
Pir Sultan Abdal
 
 Hayalleriniz büyük olsun ki hayal ettikçe siz de büyüyün.
James Allen

Dernek Faaliyetlerimizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
İSTAD Bünyesinde Hangi Kursların Açılmasını İstersiniz?
 
HAVA DURUMU
Para Piyasaları (M.B.)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
 Facebook Grubu
 İstanbul Arhavililer Derneği Facebook Grubuna Siz De Katılın
 Facebook Grubu
  İSTAD Gençlik Kolları Facebook grubuna Siz de Katılın