|
HES'İMİZ OLUYOR, SESİMİZ YOK OLUYOR Senelerdir Derelerimiz ile ilgileniliyor. DSİ derelerimiz üzerinde ölçüm istasyonları kurdu. Akan suyun dönemler itibarı ile yükselme noktalarını tespit etti. Debi ölçümlerini yaptı. Bu çalışmalar sırasında Çifte Köprü’ yü de içine alacak şekilde baraj yapılacağı söylentisi kulaktan kulağa yayıldı. Sonrasında yapılacak barajın ekonomik ömrünün çok az olacağı su debisi ve su yükseltilerinin uygun olmadığı ve olası bir problemde Arhavi ilçesinin çok büyük zarar göreceği söylentileri çıktı, bölgeden el ayak çekildi. Bizler de var olan endemik bitki örtüsü, tüm börtü böcek ve yaban hayvanları ile baş başa kaldık. Daha doğrusu bölgede yaşayanlar kaldı. Bizler de arada bir de olsa bu güzellikleri seyrettik.
Ne zaman Doğu Karadeniz Bölgesinde baraj ve santraller konuşulmaya başladı, seneler önce konuşulup vazgeçilen her şey tekrar önümüze getirildi. Demek ki eski dönemde bu kadar araştırma yapıp uygun görüş bildirmeyenler bu konuda uzman değilmişler. Şimdi bu konuda karar verenler çok daha uzman kişiler oluyorlar. En azından ben böyle anlıyorum. Her ne kadar Ankara’da yaşıyor olsam da Arhavi’yi takip etmeye çalışıyorum. 2009 Ağustosunda tatil amaçlı geldiğim Arhavi’de kısmen de olsa bir hareketlenme görmüş ve sevinmiştim. Çifte Köprü bölgesi biraz hareketlenmiş ve Mençuna Şelalesi iyice tanınır duruma gelmiş, Yayla yolu Yusufeli ilçesine çok dar olan bir yol ile de olsa ulaşıma açılmıştı. Sanki Arhavi’de iyiye giden bir şeyler vardı. Karadeniz Bölgesinin neredeyse tamamını ilgilendiren Derelerimiz üzerinde yapımı planlanan HES’ ler ile ilgili olumlu sayılabilecek düzeyde bilinçlenme var gibi gelmişti. Çevreci sayılan hemşerilerimiz de buna katkı vermeye çalışıyorlardı. Çevre ve insan konulu yazılar yazılmaktaydı. Yöremiz insanı olarak bizler de sesimizi yükseltmeye çalışıyorduk. Şevket Çorbacıoğlu “HES’ler Kimleri Besler” dedi. Çok kapsamlı ve uzun bir yazı yazdı, insanları konuya duyarlı olmaya çağırdı. Karadeniz ile ilgili birçok sitede de bu yazı yayınlandı. Ve sonrasında, Arhavi’nin de ilk HES’ i duyulmaya başlandı. Sanki sıradan bir olay gibi görülen bu durum hakkında hiç yorum yapan yoktu. Dülgerli, Yıldızlı ve Başköy sınırları içinde ASSU ENERJİ’ye ait 4,5 MW Kurulu gücünde planlanan BALIKLI HES Projesinin ÇED incelemeleri Dülgerli ve Yıldızlı Köyü muhtarlarının da katılımı ile yapılmış. Arhavi özelinde Mehmet Remzi Öncel Arhavizyon’da kısa bir yazı yazıp köylülerin duyarsızlığına değindi. Ben Arhavi ile ilgili başka hiçbir sitede konu ile ilgili bir eleştiri yazısı görmedim. Değişik illerde bulunan yöre insanları içinde konuya duyarlı olanlar çalışmalar yapmadı değil. Ankara Artvin Derneği HES’ler ile ilgili 30 Ocak 2010 tarihinde bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşi sonrasında “Doğu Karadeniz de HES’lere yol verilmeyecek “dendi. 20.01.2010 tarihinde Arhavi Kaymakamlığı Bir duyuru yayınladı. Bu duyuruda Arhavi ilçesi Ballıdere üzerinde yapımı planlanan Taşlıkaya Regülâtörü ve HES (22,618 MW) ile ilgili olarak ÇED sürecinin başladığını duyurdu. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Süreci devam eden Proje ile ilgili şu bilgileri duyuruyordu: SEKTÖR: ENERJİ YATIRIMLARI, PROJE ADI: TAŞLIKAYA REGÜLÂTÖRÜ VE HES, PROJE SAHİBİ: EYNER ENR. ÜRT. TİC.LTD. ŞTİ, PROJE YERİ: ARTVİN ARHAVİ, DOSYA NO: 505 ÇED SÜRECİNİN BAŞLANGIÇ TARİHİ: 08.01.2010 HALKIN KATILIM TOPLANTISI: 22.02.2010 TOPLANTI YERİ: ARTVİN Doğru Mühendislik Firma Referans Dokümanları belgesinde ise; Baraj /Regülâtör Tipi: Dolu Gövdeli Beton/Karşıdan Alışlı, Regülâtör Kret Kotu: 1000 m, Kuyruk suyu Kotu: 480 m, İletim Yapısı Tipi: İletim Tüneli, Tünel Uzunluğu: 3679,50 m, Cebri Boru Uzunluğu: 888,50 m Türbin Tipi: Pelton, Ünite adedi: 2 Kurulu güç: 23.64 MW, Proje Debisi: 5.50 m3/s olduğu bilgilerini verdi. Doğu Karadeniz Bölgesindeki neredeyse her ilçe derelerini koruma altına almaya çalışırken, bu konuda sivil toplum kuruluşları oluştururken en çok okumuşu, bürokratı, iş adamı, öğretim üyesi ve aydını olduğunu söylediğimiz Arhavi’de kimse sesini çıkarmıyor. Çifte Köprüye gelen iki dereden birisi üzerinde 3600 metrenin üzerinde bir tünel yapımından bahsediliyor, 888,5 metre cebri boru uzunluğundan bahsediliyor ve kimse bu çalışmalar ile ilgili bilgi talep etmiyor. Bölgede ilkbaharda akıyor görülen küçük, tali dere bile diyemeyeceğimiz kaynaklar tarafından da beslenen dereler neredeyse damla damla akıyorlar. Akmaya çalışıyorlar. Yıl boyunca bu derelerin en yoğun su bulundurduğu ay mayıs ayı değil mi? Kurulacak HES’i yaz aylarında hangi su ile çalıştıracaklar? Yaylalarda kopan şiddetli fırtına sonrası bu deredeki akan suyun yükseldiği yer ve akış debisinden haberleri var mı? Bu durumda derede oluşan uğultuyu hiç duymuşlar mı? Önünde ne bulursa getiren bu sudan nasıl korunmayı düşünüyorlar? Yetkililer olası bir problem sonrasında “Doğal felaket, ne yapalım” mı diyeceklerdir. Yaz aylarında bu derelerin birçok yerinden yürüyerek geçebiliyoruz. Bu dönemlerde akan su ancak sudaki canlıları ve çevresindeki bitkileri besliyor. Kanal içine alınacak bu su onların yaşam sansını bitirmeyecek mi? Kısaca bu derede canlı yaşamı sona mı eriyor? Doğu Karadeniz’in her yerinden HES çığlıkları yükselirken Arhavi’deki bu sessizlik niye? İnşaat çalışmaları sırasında oluşacak tahribat, yok olacak flora yenilenebilecek midir? Yoksa yok olan bir daha geri gelmeyecek midir? Köylülerin kullanımında olan derelerin her iki yanındaki fındık, ceviz, kestane, gürgen ağaçları ve çaylıklar ile ilgili nasıl bir çalışma yapılacaktır? Kestirmeden bir çözüm ile buralar orman arazisi mi ilan edilecektir? Örnek olarak Taşlıkaya Regülâtörü Ve HES’i alalım. 480 metre ve 1000 metre rakım arasında yapılacak çalışmanın doğaya vereceği zarar ne boyutta olacaktır? Bu konuda bir Allahın kulu bir şey söylemiyor. Yaz aylarında azalacak su miktarının korunabilmesi için nereye ve ne düzeyde bir gölet ile su sağlanacağı konusu hiç konuşulmuyor. Köyde yaşamlarını sürdürmekte olan insanlarımızın çoğu yaşlı ve çalışamayacak durumda. Yani bu tesisin oluşması sırasında işçi olarak çalışma şansları olmayacak. Onlar için istihdam diye bir kavram söz konusu değil. Vasıflı çalışanlar da zaten şirketin belirleyeceği insanlar olacak. Hem, tesis sona erdikten sonra kaç kişi çalışmaya devam edebilecek? Arhavi’nin birçok akarsuyunda yapılacak bunca HES’i bu dereler kaldırabilecek mi? Yukarıda bahsi geçenler dışında da planlanan HES var. Gerçekten yirmi yıl kadar önce yapılan ölçümlerde yetersiz görülen ve uygun görülmeyen sularımızda aşırı derecede artışlar mı oldu? Birden bire niçin bu sular değer kazandı? DSİ resmi sayfasında Arhavi’de yapımı düşünülen HES listesi görülebilir durumda. Bunlar: DİKKAYA HES (Karçal Deresi), KALECİL HES (Karçal Deresi), BALIKLI 1-11-111 HES (Kapistere Deresi), YOLGEÇEN REG. Ve HES (Kapistere Deresi), SAKA HES (Üçırmak Deresi), TAŞLIKAYA HES (Kapistere Deresi), DERECİK REG. Ve HES (Sidere Deresi), ORTA REG Ve HES (Kapistere-Ballıdere), MEŞELİ REG Ve HES (Zurgiza Deresi), KARA REG. Ve HES (Agara”Ajara” Deresi) SOĞUKSU REG Ve HES (Kapistre, Orçi,Agara,Zurgiza Dereleri) KARANFİL REG Ve HES (Zurgiza, Acıgöl, Dikme Dereleri) KAVAK REG. Ve HES (Kapistre, Sidere Dereleri) NARİN HES (Nogadid Deresi) şeklinde sıralanıyor. Teknik eleman olmamama rağmen benim internet ortamını tarayarak edindiğim bilgiler bunlar. Bu doğa hepimize lazım. Tahrip etmek yerine mevcut tesislerden daha iyi yararlanma yollarının aranmasını öneriyorum. Var olan enerji kaçaklarının tespit edilip izole edilmesini öneriyorum. Atalarımızdan kalan bu mirası torunlarımıza devretmek bizim görevimiz değil mi? Tabii ki daha iyi yaşamak için enerjiye ihtiyacımız var. Ama Arhavi’de yapımı düşünülen on dört adet HES devreye girdiğinde torunlarımıza bırakabileceğimiz bir miras kalacak mıdır? Kemal ÖZBIYIK 24.02.2010 ANKARA
Görüntüleme sayısı: 696 | E-Posta
|