|
K'ARMAT'E Eskiden köylerde en değerli yapı neydi diye kendime zaman zaman sorardım. Kimi zaman “OKUL” derdim. Öğretiyordu çünkü. Bazı zamanlarda,“CAMİ” derdim kendi kendime, ibadet ediyorduk çünkü. “SERENDER” derdim bazı zamanlarda içinde aradığım tüm meyveyi bulabiliyordum çünkü. “AHIR” derdim bazen, çünkü et ve süt ihtiyacımızı karşılayan hayvanlar ahırlarda barınıyordu. “BAGENİ” derdim , çünkü her şeyden önce yağmurlu havalarda evden dışarıyı seyretmektense daha yüksekte olan “BAGENİ” den etrafı seyrederdim. Şimdi ise daha farklı düşünüyorum. Bence eskiden de “K’ARMAT’E” demem gerekirdi. Zira okul çağına gelen her çocuk okula başlıyordu. Hiç sıra beklemiyordu. Camilerde de sıra yoktu. Giden herkes içeriye girebiliyordu. Serenderlerde de sıra beklenmiyordu. Her evin yanında mutlaka bir ahır ve bir de bageni mevcuttu. Ya “K’ARMAT’E” öyle miydi? Köyümüzdeki iki” K’ARMAT’E” için köylüler sıraya giriyordu. Mısır öğütülecek, un alınacak. Ekmek kurulacaktı. Başlarlardı köydeki iki “K’ARMAT’E” nin anahtarı kimde. İşi bitince sırada kim var, ondan sonra kim alacak. İşleri ne kadar süreli. Bunlar hep sorundu. Ekmek yapmak için una, un yapmak için de “K’ARMAT’E” ihtiyaçtı. Yoksa nerde mısır öğüteceklerdi. Anahtarı aldıktan sonraki bir başka sorun da onu beklemekti. Mısır bitince “K’ARMAT’E” nin suyunu kesip durdurmak gerekirdi. Durdurmazsan taşlarını sıyırmaya başlardı. Bu durumda yontulan, mısır yerine taş olacağı ve una karışacağı için öğütülen un da heba olacaktı.Sonrasında aşınan taşların yeniden ayarlanması problem olacağı için tüm köylüler bu konuda titiz davranırlardı. Gerekirse akşam karanlıkta mısırların öğütülmesi bitene kadar yanında beklerlerdi. “K’ARMAT’E” her zaman serin, havadar ve insanı dinlendiren bir mekândı. Suyun şırıltısı, çalışırken çıkan ses insanı dinlendirirdi. Ben şahsen uyumamak için çevresinde dolaşıp vakit geçirdiğimi hatırlıyorum. Köylerde “K’ATMAT’E” çok önemli bir ihtiyaçtı. Eskiden ilçeye çok seyrek gidilirdi ve gidildiğinde de ihtiyaç duyulan her erzak bir defada köye getirilirdi. Zira ilçeye her gidiş geliş para harcamak demekti. “K’ARMAT’EŞİ GZALEPE” (Su değirmenine giden yollar) her zaman iki veya daha fazla kişinin dertlerini birbirlerine anlattıkları mekânlar olmuştur. Bu yollarda dostlar bir arada olurdu. Akşamın geç saatlerinde ve sabahın ilk ışıklarında çoğu kişi “K’ARMAT’E” ye yalnız gitmeye çekinir ve yanına mutlaka arkadaş alırlardı. Zira “K’ARMAT’E” doğal olarak köyün biraz dışında ve küçük ırmakların elverdiği kadar yakınlarına kurulurdu. Buralardan günün karanlık saatlerinde yalnız gezmek çok iyi sayılmaz ve büyükler küçükleri bu konuda uyarırlardı. Şimdi köylerdeki bu önemli yapılar neredeyse hiç kullanılmıyor. Onarımını kimse yapmıyor. Herkes mısır veya buğday ununu marketlerden temin ediyor. Neredeyse yeni nesil evde ekmek kurmayı bilmiyor. Hayat hepimizden bir şeyleri öğütmeye ve almaya devam ediyor, ama hayat devasa bir “K’ARMAT’E” mi? Tartışılır. “K’ARMAT’E” artık miadını doldurdu diye düşünülüyor. Ben buna katılmıyorum. Elektrikle çalışanlar benim için değirmenden başka bir şey değil ama su ile çalışanlar öyle mi? Asla değil zira onlar her zaman “K’ARMAT’E”. Kemal ÖZBIYIK Haziran 2009 ANKARA
Görüntüleme sayısı: 706 | E-Posta
|