Haber Arşivi arrow Köşe Yazıları arrow Kemal Özbıyık arrow K'UK'UNİ- BARDİ- T'İMONİ
Ana Sayfa    İletişim     Sık kullanınanlara ekle     Açılış sayfası yap
ANA MENÜ
Haber Arşivi
Röportajlar
Bağlantılar
İletişim
Arama
Köşe Yazıları
Ziyaretçi Defteri
Önemli Telefonlar
İSTAD
ARHAVİ
Tarihçe
Coğrafya
Köyler
Örf ve Adetler
Yemekler
Folklor
Büyükler
Fotoğraflar
DERNEK
Hakkımızda
Dernekler Kanunu
Faliyetler
Üyelik Formu
Resim Galerisi
Üyelerimiz
Organlar
Yönetim Kurulu
Denetleme Kurulu
Kadın ve Gençlik Kolları
SİZDEN BİZE
Resimler
Şiirler
Yazılar
Denemeler
Hikayeler
Fıkralar
ARHAVİ REST.
Resimler
Hizmetlerimiz
Menüler
Rezervasyon
İstad Üyelik Bilgi ve Teklif Formu
 Öneri ve İstek Formu

ZİYARETÇİLER
  Bugün296
  Dün380
  Bu Hafta676
  Bu Ay2289
  Toplam351409
www.memurlar.net
Firma reklamlarınızı belirli süre ve bağış karşılığı sitemizde yayınlatabilirsiniz. İrtibat için: 0532 663 83 08
K'UK'UNİ- BARDİ- T'İMONİ Yazdır E-Posta
05 04 2010

K'UK'UNİ- BARDİ- T'İMONİ

 Bu yazımda eskiden köylerde yaşananlardan kısa kesitler aktarmaya çalışacağım.

 Tamamı büyüklerimden duyduklarımdan oluşan bu bilgilerde, gözümün gördüğü kesitler de var. Baharın başlaması ile köylerdeki nüfus az da olsa artmaya başlamış olmalı. Okulların kapanması ve çay zamanı ile birlikte köyde evler birer birer açılacak ve yalnızlıklarından kurtulacaktır.

            Eskiden ev yakın çevresi yanında, birkaç saatlik yürüme mesafesinde yerlerimiz vardı. Buralarda ot ve eğrelti otu temin edilirdi. Odun kesilirdi. Çoğunlukla uzak yerlerde çalışmaya giden kadınlarımız, yan arazilerdeki kadınlarla konuşarak aynı yerde çalışmaya giderlerdi. Böylece hem onlar birbirlerine can yoldaşı olurlar, hem de herhangi bir rahatsızlıkta yalnız kalmaktan kurtulurlardı.

            K’UK’UNİ, koni şeklindeki en kısa boylu yığın adıdır. Çoğunlukla kadınlarımız kestikleri eğrelti ve otları toprak üzerine koymaz ve onları küçük öbekler halinde çevredeki çalıların üzerlerine sererlerdi. Tekrar aynı alana çalışmaya gittiklerinde nispeten kurumuş olan kesilmiş eğrelti ve otları yere sapladıkları kalınca bir sopanın etrafına çaprazlama koyarak istiflerlerdi. Bu sırada sopanın etrafına yerde toprak üzerine taş veya odun parçaları konur ve yığının alttan ıslanmamasını sağlarlardı. Zira ıslanan ot veya eğreltiler çürür ve kullanılamaz hale gelirdi.

            Boy olarak biraz daha büyük olup birkaç basamak yardımı ile(bir sandalye boyu gibi) ulaşılabilen yükseklikte olan yığınlara BARDİ adı verilmektedir.

            Biraz daha yüksek olup merdiven(Mskala) yardımı ile ulaşılabilen yüksekliktekilere de T’İMONİ adı verilmektedir. Bu yükseklikte olan yığınlarda kullanılan yere çakılan kazıklar daha iri ve sağlam olup genellikle evlere çok uzak olmayan yerlerde (arka avlu dahil) yapılır ve ot veya eğreltiler alındıklarında kazık sökülmez ve gelecek zamanlarda da kullanılırdı.

            Bu şekilde istiflenenler içinde mısır sapları da bulunmaktadır. Ancak mısır sapları zaten insan boyundan uzun oldukları için bunlar Bardi ve T’imoni şeklinde isimlendirilirdi.

            Kurutulan eğreltiler genellikle ahırlarda hayvanların altına serilerek değerlendirilir ve pislendiklerinde de (ahır temizliği sonrasında) organik gübre olarak değerlendirilirdi. Otlar ise hayvanlara yem olarak verilirdi.

            Uzunca bir zamandır yolum memlekete düştüğünde bu tip yığınları görememekteyim. Köy nüfusu azalınca doğal olarak sadece çay zamanı diyebileceğimiz Mayıs-eylül arası açık olan evlerde hayvan beslenmediği için insanların ne ota, nede eğreltiye gereksinimleri olmamaktadır. Kısıtlı zamanda köyde kalan insanlarımız tüm gereksinimlerini marketlerden sağladıkları için köyde içmek için bile süt bulamamaktadır. Kefir günümüzde ilaç diye marketlerde satılıyorlar.

 Bizim büyüklerimiz yıllar önce kefiri değerlendiriyorlardı. Süt veren tek bir hayvanın olması bile üç, dört kişilik bir ailenin süt, yoğurt, ayran, yağ ve peynir gereksinimini sağlarken, birkaç tavuk ve bir horozdan oluşan küçük bir kümes yumurta gereksinimini sağlayabiliyordu. Günümüzde neredeyse köylerde hayvan bulunmamaktadır.

Üretmeyen bir köy toplumuna dönüşen ve sadece tüketen bir köy biçimi başka ülkelerde var mıdır dersiniz. Köylerde yaşamaya çalışan insanlarımız ne yazık ki tüketici durumuna dönüşmüş durumdadır. Güncel tanımla “kısmi zamanlı köy sakini” yaratmış durumdayız diyebiliyorum.

Günümüz ekonomik koşulları her kesimi olumsuz etkilerken, işsiz sayımız hızla artarken, işini kaybedip kendi anne babalarının yanına dönmek zorunda kalan aileler varken, yani dede- torun birlikte yaşayan insanlarımız varken, neden köylerde evler boş durmakta?      Evlerin boş olduğu bu durumda tabii ki ahırlar ve kümesler de boş. Ahırlar pek de boş sayılmazlar ya. Gereksiz görülen veya çok kullanılmayacağı düşünülen malzemelere depo olarak hizmet vermekteler.

 

Serenderlerimiz de artık işlevini yitirmiş durumda. Altları tepeleme kuru odun ve eski eşyaları depolama amaçlı olarak kullanılıyor. Yani serenderlerimiz depo görevi görmekteler. Serenderlerin etrafına ağaçlar dikilmiş ve ağaçların dalları neredeyse serenderin içine girmiş durumda. Dolayısı ile fareler için serendere girebilmek çok kolay. Zaten girmesine de gerek yok. Çünkü artık serenderlerde farelerin bile yiyebileceği kadar yiyecek saklanmıyor.

Otlarımız kesilmeden kuruyor veya çürüyor. Eğreltiler insan boyuna erişmeye çalışıyor. Ormanlarımızın altı hiç temizlenemiyor. Kuru yapraklar (Çaçi) da orada çürümeyi bekliyor. Eskiden insanlarımız masrafsız elde ettikleri bu gereksinimlerini K’uk’uni yaparak istifliyor, sonrasında da onları değerlendiriyorlarmış. Günümüzde evlerimizin çevresi, dağ olma yolunda hızla ilerliyorlar. Ben de dâhil olmak üzere ne yazık ki uzaktan bu yok oluşu izlemekle yetiniyoruz.

K’uk’uni, Bardi, T’imoni derken Serenderlerin içler acısı halini de aktarmış oldum. Köylerde artık “Bageni” de yapılmıyor.

Birilerine yazdıklarımla ilgili olumlu anılar anımsatabilmişsem veya yüzlerinde bir gülümseme oluşturabilmişsem ne mutlu bana.

           

Kemal ÖZBIYIK 05/04/2010 ANKARA


Görüntüleme sayısı: 656 | E-Posta

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
Faaliyetlerimiz
FAALİYETLERİMİZDEN


Halk Oyunları Kurslarımız İSTAD bünyesinde başlamıştır
Başlangıç: 2 Ekim pazar saat 13: 00
İletişim ve Bilgi İçin
ÖZGÜR YILMAZ
Tel: 05347886883
OSMAN KARABAL
Tel: 05324173314
---------------------
İSTAD'DAN ÖĞRENCİLERİMİZE BURS DESTEĞİ
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

AİDAT ÖDEMELERİ
BAĞLI ÜYELER
Hiçbir üye bağlı değil.
Misafir: 28
HABER BAŞLIKLARI
Köşe yazarları
Şükran Özçakmak
 Yıkıldı Perdem Eyledi Viran
 Memleketimden Haberler-2

 Memleketimden Haberler-1
   Yazarın Tüm Yazıları
Meryem Altınkaya Yazgan
 Yaşanmasın Pişmanlıklar
 HerŞey BeyindeBaşlar

Yaşamak Servettir...
   Yazarın Tüm Yazıları
Kemal Özbıyık
  Korku Doğal Bir Duygu
 Kültürümüzü ve Doğamızı Yok etmeyelim
 Nasıl Takım Olunur?
   Yazarın Tüm Yazıları
Mustafa Yılmaz
 Bakkal ve Manavları Öldürmeyelim
 Merhaba Dostlar
 Huzuru Arayıp Yaşamak
   Yazarın Tüm Yazıları
Kazın Alpay
 Güle Güle Sayın Müftüm Yolun Açık Olsun
 Sensei İsmet Turna ve Biz Öğrencileri
 Karate Sporu ve Kuralları
   Yazarın Tüm Yazıları
Kemal Karaosmanoğlu
 Kavak Köylüm El Ele
  Kavak Köyünde Yaşam
 Eski Bayramlar ve Şimdiki Bayramlar
   Yazarın Tüm Yazıları
Para Piyasaları (M.B.)
USD Alış1.7485 YTL
USD Satış1.7569 YTL
EURO Alış2.2954 YTL
EURO Satış2.3065 YTL
 Facebook Grubu
 İstanbul Arhavililer Derneği Facebook Grubuna Siz De Katılın
 Facebook Grubu
  İSTAD Gençlik Kolları Facebook grubuna Siz de Katılın