|
MEKTUPLA ATIŞMA (GEBİYAŞİ) Yıllar öncesinde köylerimizin kalabalık olduğu ve insanlarımızın zor kış şartlarında bile terk etmeyip yaşamlarını sürdürdükleri köylerde, eğlenceye de yer ayırmış büyüklerimiz. Günün yorgunluğunu bir araya gelerek, en azından birbirleri ile sohbet ederek atmışlar üzerlerinden. Ama mutlaka komşuları ile akrabaları ile neşelerini de kederlerini de paylaşmışlar büyüklerimiz. Hasta olanı sırtlarında taşıyarak yetiştirmişler hastaneye. Yaya dört beş saat yürüyerek gitmişler Arhavi’nin köyündeki cenazelere. Cenaze namazını kılıp sabırlar dilemişler ve aynı yolu tekrar geri gelmişler. Bütün bunları yaparken de kar, kış, soğuk, yağmur dememişler. Tabii ki kırgınlıkları da olmuş ama sürdürmemişler bu olumsuzlukları. Kimin haklı olduğuna takılmadan “ele güne ayıp” demiş taraflardan biri ve bitirivermiş kırgınlıkları. Küslüklerini etrafa duyurmamışlar. Kırgın olduğu kişiye yardım gerektiğinde de ilk önce onlar koşmuşlar, yardımcı olmuşlar. Düğünlerini beraber yaptıkları gibi cenazelerini de birlikte kaldırmışlar. Yani diyeceğim o ki yardımlaşmayı ön planda tutmuşlar. Düğün veya cenazede göremedikleri kişileri sormuşlar, soruşturmuşlar. Neden cemiyet içinde olmadığını öğrenmişler. Günümüzde artık bu tip uygulamalar yok. Bütün bunları niye anlatıyorum. Bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmiş ben bir hafta sonra duyabiliyorum. Bana haber verebilecek kişiler, haber vermemiş. Dün eşimle birlikte ziyaretine gittik. Çok yormadan on beş yirmi dakika kadar kalabildik yanında. Beyin ameliyatı geçirmişti ve beni görünce çok da mutlu oldu. Benim küçüklüğümde yaptıklarımı anlattı. “Başım çok ağırıyor “ demişti. İki dakika sonra kızına “Kemal ilaç gibi geldi bana, ağrım falan kalmadı” dedi. İşime geri dönmek zorunda olduğumu söyledim çok da yormak istemedim. Ayrılacağım zaman üzüldü. Hastamız Arhavi’nin önemli ozanlarından Rahmetli Ali Görel’in (Ali Yanuğişi) kızı Ayşe Yıldız ablamızdı. Yıllar önce hacı olmuştu ve ben ondan bildiklerini bana anlatmasını ve yazıya dökmek istediğimi söyleyince vermemişti. Ondan sadece yıllar sonra Babasının yıllarca süren mektupla atışmanın içeriğini vermişti. Başkaca örneği olmayan bir atışma şekli idi. Bana “ben sana babamdan bildiğim eski şiir, taşlamaları vermemiştim ama şimdi vereceğim.” Dedi. Kendisine acil şifalar diledim ve inşallah iyileşip hastaneden çıktıktan sonra ziyaretine gelirim, o zaman verirsin dedim. Bana yıllar önce vermiş olduğu mektupla atışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Mektupla atışmanın yapıldığı yılları tam hatırlamamakla birlikte 1950 li yıllarda yapıldığını sanıyor. Ali Görel amcamız atışmaya Arhavi Küçük köy (Suhulet) den, Arılı (P’ap’ilat) köyü sakini olup, çalışmak için gurbette bulunan Hasan Salman amcamız Düzce’den karşılık veriyor. Hasan Salman amcanın köyden ayrılış nedenlerinden biri köyden bir kıza talip olması ancak kızın kendisine verilmeyişi. Onun da bu duruma çok üzülmesiymiş. Mektupla atışmayı yapanların her şeyden önce çok iyi dost olduklarını hatırlatmak istiyorum. Atışmanın o günkü koşullarda birer satırlık mektup halinde zarfa konulup. Arhavi’ye gönderilip postaya verilmesi, mektubun alıcısına ulaşması, alıcının cevap yazması mektubun Arhavi’ye gelmesi köyden ilçeye inen birinin mektup adresi olarak verilen dükkâna gidip mektubu alması ve köye getirerek sahibine verme süreci hiç de kısa olmayan süreçlerdir. Anında cevap yazılamadığını da düşünürsek bu atışmanın yıllar sürmesini normal karşılayabiliriz. Bana çok ilginç gelen bu atışma şekli umarım sizlerin de hoşuna gidecek ve biraz da düşündürecektir. İşte yıllar süren iki dostun yıllar süren mektupla atışma metni: Hasan Salman: Hatıra yazıyorum, böyle uzaktan beri. Ali Görel: Sen hasret, ben de hasret. Bir gelse idin beri Hasan Salman: Kabul olunur muyum, gitsem gerisin geri. Ali Görel. P’ap’ilat kabul etmez sarı sakallıları. Hasan Salman: Çiçeği soldu, yoksa var mı Gül peri Ali Görel: Çiçekleri soldurdu, sonbaharın yelleri. Yeni çiçekler açtı, P’ap’ilat bayırları. Hasan Salman: Ankara’da görüştüm, arkadaşlar ekseri, kaça keşfediyorsun, bu dünyanın değeri. Ali Görel: Sen kantar ile tart da, ben söylerim değeri. Hasan Salman: Artık geçtin elliyi, böyle gezme serseri. Ali Görel: Sana bir nal çakayım, atmayasın semeri. Atışmalarda genellikle seviye düşünce atışma sona erer. Burada da son iki mektupta seviye düşüyor ve atışma sonlanıyor. Ayşe Ablaya acil şifalar dilerken Ali Görel ve Hasan Salman Amcalara da tanrıdan rahmet diliyor ve saygı ile anıyorum. Kemal ÖZBIYIK 01 Nisan 2009 ANKARA
Görüntüleme sayısı: 692 | E-Posta
|