|
ODTÜ BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ İLE YAYLA ANILARI-2 Sabahın bu saatinde manzara müthiş güzeldi. Güneş doğuyordu. Hava çok güzeldi ve ısırlık yaylası, Karagöl zirvesi, Sefahil yaylası yamaçları çok net görülmekteydi. Bu gün serbest gün olacaktı. Planımız böyleydi. Guruplar halinde değişik etkinlikler yapılacaktı. Benim de dâhil olduğum gurup Sefahil yaylasından Isırlık yaylasına çıkacaktık. Orada Arslan Görel’in barakası vardı. Onun da keçi sürüsü bulunmaktaydı. Biz kamp yerinden ayrılırken İbrahim Hoca’nın önderliğinde bir gurup balık tutmaya gitti. Gazanfer Hoca’nın önderliğinde bir gurup da Göle’ye yüzmeye gitti. Oniki kişilik bir gurup da Alparslan Hoca’nın önderliğinde odun kesmeye gittiler. Erdal Hoca da benimle beraber olacaktı. Yola koyulduk. Sefahil yaylasına inmekte olan birini karşı yamaçta görünce onun Arslan olduğunu ve bizi karşılamaya geldiğini anladım. Aslan ile sefahil yaylasında buluştuk. Hep birlikte Isırlık yaylasına onun barakasına gittik. Cahide Yenge bize öğle yemeği verdi. Aslanın kardeşi Ali de oradaydı. Arslan bütün gurubu ertesi günkü etkinliklerden sonra yemeğe davet etti. Ertesi gün cıvar yaylalara yürüyüş planlanmıştı. Yürüyüş güzergâhını Isırlık’ta sonlanacak şekilde yapabileceğimizi düşünerek daveti kabul ettik. Akşamüzeri tüm guruplar Orta Yayla’da tekrar buluştuk. Akşam yemeğinden sonra hep beraber eğlendik ve barakalarda uyumaya gittik. 5 Ağustos sabah yürüyüşe başladık. Noğadid, Aşağı Alacagöl, Yukarı Alacagöl, Sırt Yaylası, Karagöl ve Isırlık yaylası şeklinde bir planlama yapıldı. Bu yürüyüşe, Rahatsızlanan bir öğrencimizin (Hülya) yanında kalınması gerektiğinden Seydi Ahmet Hocamız katılamadı. Gurup Martegelapeyi geçidini aşarak Demirkapı eteklerinden Noğadid yaylasını geçti ve Aşağı Alacagol yaylasına ulaştı. Burada göl kenarında bir mola verildi. Yukarı Alacagol yaylasında Hamdi ve Osman Arslan guruba öğle yemeği verdi. Horon oynandı. Sırt Yaylasına doğru yürüyüşe geçildikten kısa bir süre sonra gurup yoğun bir sis altında kaldı. Bir süre herkes bulunduğu yerde durdu. Herhangi bir tehlikeye mahal vermek istemedik. Zira gerçekten göz gözü görmüyordu. Bir süre sonra sis dağılmaya başladı. Herkes Ağustos ayında karların kenarlarında yürümenin şaşkınlığını yaşıyordu. Sırt Yayla’ya vardığımızda sis yine arttı. Öyle ki oradan indiğimiz Karagöl’de gölün karşı kıyısını göremedik. Bir kare fotoğraf bile çekemedik. Gurup bu yüzden gölün o muhteşem güzelliğini de göremedi. Karagölden Isırlık yamacına tırmandık ve oradan Arslan Görel’in barakasına indik. Arslan Görel’in verdiği ve yayla şartlarında daha mükemmelinin olamayacağı yemeği yedik. Gurup oradan ayrılıp Orta Yayla’ya döndü. Ben ve Ahmet Tamtabak o gece Arslan Görel’e misafir olduk. Akşamüzeri Sefahil yaylası tarafından Ramiz oğlu Ahmet, Selahattin oğlu Ahmet, Küçükköy camii imamı Adnan ve Arkadaşı İhsan da Isırlık Yaylasına geldiler. Ertesi gün(6 Ağustos) hep birlikte, Kara gölü, yamaçları, Marsis Tepesini, Sırt ve Yurt yaylalarını kameraya alıp, fotoğraf çekip Aşağı Alacagöl’de gurupla buluştuk. Bu arada Isırlık ve Karagöl yamaçlarının kesiştiği tepe üstünden Alacagöl’e giderken ben susadım ve Arslan’a burada su kaynağı varmı diye sordum. Bu sırtta çok rüzgâr olduğu için keçilerini bile getirmediğini ve su olup olmadığını da bilmediğini söyledi. Bir süre daha yürümeye devam ettik. Hava çok güneşli idi. Biraz ileride bir parlama gözüme çarptı ve o parlaklığın büyük ihtimalle su kaynağı olduğunu söyledim. Biraz sonra oraya gelince düzlükte çok küçük bir su yatağının olduğunu gördük. Elimi sokunca suyun ilik olduğunu anladım. Akış istikametine doğru yürüdüm ve orada ısının içilebilir seviyede olduğunu gördüm ve kana kana içtim. Arslan bu yürüyüşün kendisi için de iyi olduğunu ve bu suyu içmeye tekrar geleceğini söyledi. Sürüsü ile dere tepe gezen ve her yeri çok iyi bilen Arslan’ın bilmediği bir su kaynağını benim sayemde bulmuştuk. Aşağı Alacagöl’de Selahattin Hatinoğlu guruba muhteşem bir ziyafet çekti. Osman Arslan ve Nihat Arslan da çok yardımcı oldular. Yemeğe Soğuksu yaylası dâhil Yurt Yayla’sı dâhil tüm yaylalardan insanlar gelmişti. Aşağı Alacagöl’de toplanan insan sayısı yüzün üstüne çıkmıştı. Selahattin Amca “Yegenim çok buyuk bir iş yaptın. Ben çocukluğumdan beri yaylacıyım. Böyle kalabalık bir gurubu ilk defa görüyorum. Tüm rahmetli olan yaylacıların ruhlarını da şad etmiş oldun” dedi. Bu sözler beni çok mutlu etti. Diğer yaylalardan gelenler mısır ekmeği, buğday ekmeği kurup getirmişlerdi. Tabak, bardak, çatal, bıçak, velhasıl şehirde yemek yerken kullandığımız her şeyi getirmişlerdi. Selahattin Amca biz yerken bize hizmet etti. Bakraçlarla ayran dağıttı. Bizi misafir etti ve gerçekten duygulandırdı. Bal, peynir, süt, ayran, mısır ekmeği, buğday ekmeği ve et. Her şey vardı yani. Yayla sakinlerinin örnek olabilecek bir dayanışma içine girdikleri kesindi. Bu ziyafet için kaç tane keçi kesildiğini bilmiyorum. Her şey mükemmel ötesi idi. Aşağı Alacagöl yayla düzlüğünde yayla sakinleri ile beraber futbol maçı yaptık. Horon oynadık. Diğer yayla sakinleri ertesi gün de kendi yaylalarına gelmemizi gerekirse etkinlik süresini uzatmamızı istediler. Ancak her şey planlanmıştı ve ertesi gün sabah erkenden dönüş yolculuğuna başlayacaktık. Planımıza göre dönüş yolculuğumuz sekiz dokuz saat cıvarında bir sürede, Küçükköy’de bitirilecekti. Aşağı Alacagöl’deki bu etkinlik sonunda hava birden bozdu. Sanki ertesi gün bu bölgeden ayrıldığımız için doğa ağlıyordu. Sis ve yağmur altında Orta Yayla’ya üç saatte dönebildik. Bu hava koşullarında bile Orta Yaylada akşam eğlenildi. Oyunlar oynandı. Akşam rehberlerimiz, hocalarımızla beraber her barakaya gidip öğrencilerle konuştuk. Etkinliğin Küçükköy’de biteceği söylendi. Köye vardıktan sonraki davranışlarının da olumlu olmasını beklediklerini ancak bu hareketlerin notlarını etkilemeyeceği bilgisi hocalar tarafından söylendi. Yakup Arslan ve Davut Şair dönecek olmamıza çok üzüldüler. Yakup birlikte olduğumuz süre içinde hayvanlardan sağdığı sütü, yaptığı peyniri, kaymağı bizlere hiçbir bedel almadan dağıttı. Buna rağmen gitmememiz, hiç olmazsa birkaç gün daha kalmamız için ısrar ediyordu. 7Ağustos sabah saat 5.00 da bütün gurup kalktı. Dönüş yolculuğumuz saat 6.00 da başladı. Davut ve Yakup tüm kafile ile tek tek görüşüp helalleşti. Hüzünlü bir şekilde bizleri uğurladılar. Sisli bir sabah dönüş yolculuğumuz başladı. Ben dönüşte son gurupta olmak istedim. Herkes bir an önce medeniyete gidip temizlenmek isteyecekti. Doğal olarak yürüyüş temposu hızlı olacaktı ve arkada kimsanin kalmasını istemiyordum. Dönüş yolunda ilk mola Yukarı Agara’da ikincisi Kfaçaçi’de verildi. Soğuksu da bizi yine Ömer Amca karşıladı. Burada uzun bir mola verdik. Sonrasında Ömer Amca bizi uğurladı. Burada hava çok güzeldi ve manzara da çok keyif verici idi. Orta Yaylada sabah 6.00 da başlayan yolculuk Durğuna köprüsünde bitmişti ve saat daha 12.00 idi. Neredeyse tüm kafile derede yüzdü ve yıkandı. Saat 13.00 de köye dönüş tekrar başladı. Küçükköy halkı tüm kafileyi üçer beşer paylaşmış ve gerekli organizeyi de yapmıştı. İki gece köyde misafir olunacak sonrasında Arhavi’de bir gece Belediye Başkanımızın misafiri olarak otelde kalınacak ve sonrasında Trabzon’a gidilip oradan uçakla Ankara’ya gidilecek ve etkinlik sonlanacaktı. Selahattin Özbıyık evinin önüne kurulan masalarda tüm kafileye akşam yemeği verdi. Fatma abla ve kızı Yıldız da çok emek harcadılar. Hocaların eş ve çocukları ile onlar ilgilendi. Eşim Fatma da onlara eşlik etti. Yemek sonrası her ev misafirini alarak kendi evlerine götürdü. Akşam geç saatte Muhtarımız Niyazi Özbıyık ve Gazanfer Hoca ile evlere gittik. Her evin içi buhar içinde idi. Çamaşırlar yıkanmıştı ve bir an önce kurutmak için sobalar yakılmıştı. Misafir sayısı her eve misafir verecek sayıda olmadığı için evine misafir alamayanlar sitem ediyordu. Allah hepsinden razı olsun. 8 Ağustos’da bayanlar minibüslerle, bizler de yürüyerek Çifte Köpru’ye indik. Oradan Ortacalar üzerinden Dikyamaç’a gidildi. Ahmet Tamtabak’a misafir olundu. Çay içildi. Çekilen video filmi izlendi. Bolca meyve yenildi. Öğleden sonra Küçükköy’e geri dönüldü. Akşam köy camii’nin önündeki düzlük, Selahattin Özbıyık’in kurduğu Projektörle aydınlatıldı ve Aytekin Özçalık’ın Meydana getirdiği televizyonda çelkilen film tekrar izlendi. Gazanfer Hoca bir konuşma yaptı ve teşekkür etti. Muhtarımız Niyazi Özbıyık bir konuşma yaptı ve Küçükköy halkının her zaman onları ağırlamaya hazır olduğunu söyledi. Ben de bir konuşma yaparak köylülerime teşekkür ettim. Meydanda misafirlerle beraber tek bir halkada horon oynadık. Halka tüm meydanı çevreleyecek büyüklüğe ulaştı. 9 ağustos 1990 tarihinde sabah saat 9.30 da köye gelen minibüslerle Arhavi’ye uğurlandık. Saat 10.30 da Belediye Başkanımız Mehmet Çorbacıoğlu bizi karşıladı. Belediyenin tahsis ettiği otobüs ile Sarp sınır kapısına gidildi. Dönüşte Başkanımızın ısrarı ile Arhavi Kale spor ile bir maç yapıldı. Saat 17.00 da yapılan futbol maçını ODTÜ 3-2 kazandı. Akşam yemeği sonrasında sahil gazinosundaki bir sünnet düğününe tüm öğrenciler katıldı. Sünnet olan çocuğa hediye alındı. Çok katılımın olmadığı bu düğün çok güzel bir şekle dönüştü. Ne yazık ki bu düğünün kime ait olduğu bilgisini not etmemişim. Akşam yemeğine katılmak için yayladan gelen Arslan Görel, Selahattin Özbıyık, Niyazi Özbıyık, Hüseyin Görel ve Kemal Metin minibüsle köye döndüler. Bu gece tüm kafile Belediyenin misafiri oldu. Otellerde ağırlandı. 10 Ağustos’da önce Rize’ye gidildi. Tutulan otobüsle kafilenin büyük bölümü Ankara’ya hareket etti. Uçakla dönecek olanlarla beraber Sumela Manastırına gidildi. Dönüşte Trabzon Boztepe’de çay içildi ve fotoğraflar çekildi. Saat 18.15’de bu kez Kafileden uçakla Ankara’ya gidecek olanlar bizi Arhavi’ye uğurladı. Saat 22.00 da Ahmet Tamtabak bizi Küçükköy’e bırakıp Dikyamaç’a gitti. Bu etkinliği her ne kadar ben organize ettimse de, Arhavi Belediye Başkanı Mehmet Çorbacıoğlu’na, Arhavi İlçe Jandarma Komutanlığı’na, Arhavi Kaymakamlığı’na, Küçükköy halkına ve tüm Arhavililere teşekkür ediyorum. 31 Temmuz 1990 tarihinde başlayan ODTÜ Beden Eğitimi Ve Spor Bölümü Dağcılık ve Yaz Kampı 10 Ağustos 1990 saat 7.30 da kafilenin Arhavi’den ayrılması ile son buldu. Hiçbir olumsuzluk yaşanmadan, hiçbir sakatlık olmadan ve tüm kafilenin mutlu ve memnun ayrıldığı bu etkinliğe katkı vermiş olan ve bu yazıda ismini unutmuş olduğum birileri kalmışsa onlardan da ben özür diliyorum. Bu etkinlikte bize katkı veren, destek olan ve bugün aramızdan ayrılmış olan hemşehrilerimize de tanrıdan rahmet diliyorum. KEMAL ÖZBIYIK ANKARA
NOT: Bu yazı etkinlik sırasında tutmuş olduğum notların özetlenmesi ile oluşturulmuştur.
Görüntüleme sayısı: 1169 | E-Posta
|