|
31 Aralık 1995 tarihli “SARP KAFKAS HABER GAZETESİ (yıl:3,sayı:55)dördüncü sayfasında” yayınlanan bir yazımı siz okurlarımla paylaşmak istiyorum. Bundan on üç yıl önce Arhavi ile ilgili neler yazmışım. Bugün nasıl bir gelişim olmuş? Arhavi daha mı iyiye gitmiş yoksa değişen bir şey yok mu? Yoksa daha da kötüsü olumsuza doğru mu gelişim göstermiş. Yazımı okumaya ne dersiniz? “OKUNMASI GEREKLİ” Arhavi; bir tarafında Hopa ilçesi, bir tarafında Fındıklı ilçesi olan ve iç kısımda da Kavak köprüsü ile sınırlanmış dar bölge adı değildir. Günümüzde Arhavi’ye gidenlerin ilk yaptığı iş nedir? İlk yaptıkları Rus Pazarını gezip görmektir. Arhavi’liyim diyenlerle konuşurken dikkatinizi çekti mi bilmiyorum bizler Arhavi’yi tanımıyoruz. Tatil yapma imkânının gitgide azaldığı bugünlerde deniz kıyısında tatil yapamayacak insanlar bulundukları şehirlerde kalmayı düşünüyorlar. Arhavi’de ikamet etmeyen Arhavi’li için “Arhavi’de tatil yapılabileceği” fikri niçin yoktur bilinmez. Hangimizin memlekete gittiğinde yanında misafir kalamayacağı bir arkadaşı, bir yakını, bir akrabası yok ki? Arhavi’nin ORÇİ diye adlandırılan bölgesi ve artık çok fazla kullanılmamakta olan yaylaları da ARHAVİ’dir. Arhavi’liyim diyenlerle konuşurken dikkatinizi çekti mi bilmiyorum bizler Arhavi’yi kendimiz bile tanımıyoruz. Tatil yapma imkânının gitgide azaldığı bugünler de deniz kenarında tatil yapamayacak insanlar bulundukları yerlerde kalmayı düşünüyorlar. Arhavi’de ikamet etmeyen Arhavi’li için “ Arhavi’de tatil yapılabileceği “ fikri niçin yoktur bilinmez. Hangimizin memlekete gideceğimiz zaman yanında misafir kalamayacağı bir yakını, dostu, arkadaşı yok ki? İlçemizi, köylerimizi, tepeleri, boğazları, gölleri, şelaleleri ve yaylalarımızı önce bizler tanıyalım. Sıcak, gürültü, hayat pahalılığı kalabalık içinde on bir ay bunalan insanların bir aylık tatil dönemlerinde denize gitmelerini ve oradaki gürültü, kalabalık, çevre kirliliği içinde “tatil yaptım” deyip dönüşte sözüm ona tatilde uğradığı rahatsızlığı atmaya çalışmalarını hiç anlamıyorum. Çevre kirliliği, gürültü, hayat pahalılığı, kalabalık içinde tüm bir yıl bunalan insanların bir aylık tatil dönemlerinde denize gitmeleri oradaki gürültü, kalabalık, çevre kirliliği için de “ tatil yaptım “ deyip dönünce sözüm ona tatilde edindiği rahatsızlıkları atmaya çalışmalarını hiç anlamıyorum. Benimde unuttuğum veya bilmediğim yerler olabilir. Bildiğim kadarıyla gezip görülmesi gereken yerleri bilenlere tekrar hatırlatmak bilmeyenlere de bilgi vermek istiyorum. Arhavi’ye gidince Ciha tepesine çıkmamak, zirvesinde bulunan tarihi Cenevizlilere dayanan kaleyi görmemek olur mu? Oradan Hopa’yı, Arhavi’yi, Sarp’ı seyretmemek büyük bir kayıptır. İlçeye sadece on üç kilometre uzaklıkta olan Çifte Köprü’yü görmemekte bir kayıp değil midir? O köprüler ki iki asırdan fazla süredir yöre halkına hizmet vermektedir. Oraya gidip muhteşem Kamilat boğazın da yürümemek olur mu? Kamilet boğazında Arılı Köyü yamacında bir şelalemiz var. Çoğumuz bilmez bu şelaleyi. Adı Mecnına şelalesi. Yörede ki en güzel ve en büyük şelale. Önce biz görelim sonra öncelikle buraların tanıtımı için en gerekli işin yol olduğunu görelim. Niçin yapılmaz bu yollar? Bu yolu kullanan köylüler de Arhavi’li değil mi? Böyle bir güzelliği turizme açmamış olmak, küçük büyük hepimizin ayıbı değil mi? 1990 yılında ODTÜ Beden Eğitimi ve Spor Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencilerini dağcılık eğitimi amacı ile yöremize getirdim. Ciha Kalesini, Kamilet Boğazını, Mençuna Şelalesini gezdiler. Sonra K’odi, Soğuksu, Doloktinoni, Kfac’açi, Agara, Orta yayla, Noğadid, Alacagöl, Sırt Yayla, Yurt Yayla, Karagöl, Isırlık, Sefahil yaylalarını gezdiler. Küçük köy sakinleri kendi imkânları ile bu gurubu ağırladı. Gezinin yapıldığı dört yıl oldu. Bu geziye katılanlar hala gördükleri güzellikleri anlatıyorlar. Tenkit ettikleri ise yolların çok bozuk olması ve köy evlerindeki banyolarda duş sisteminin bulunmaması. Dağ turizmine yöremizin açılması için köy yollarının yapılması, köy halkının duş sorununu çözümlemesi ve ev pansiyonculuğunun teşvik edilmesi gerekiyor. Öncelikle biz Arhavi’liler bu güzelliklerimizi keşfedelim. Hiç olmazsa ayda bir köylere doğa yürüyüşleri tertipleyelim. Tanıtım ve düzgün bir patika yol yapılması halinde yalnız Karadeniz bölgesinin değil Türkiye’nin görülmeye değer en güzel şelalesi olan Menç’una’yı artık yalnızlığından kurtaralım. Dağ turizmi ile birlikte bütün köylülerin şikâyetçi olduğu “domuz” sorununu av gezileri tertipleyip halledebileceğimizi de unutmayalım. Turizmin gelişmesi ile Arhavi’mizin sadece çay üretimi ile gelir sağlayan büyük kesiminin çaydan elde ettikleri gelirden çok daha fazlasını elde edecekleri açıkça görülmektedir. Haydi, artık hepimiz göreve başlayalım. Arhavi’nin tanıtım sorunlarını elbirliği ile çözmenin yollarını arayalım. İlçeler bazında Arhavi’yi olması gereken yere getirmek için seferber olalım.” On üç yıl önce ben bunları yazmışım. Bu geziye katılan ODTÜ öğrencilerinin içinde şimdi öğretim üyesi olanlar var. O zaman asistan olanlar şimdi profesör kadrosundalar. Birçoğu değişik üniversitelerde yönetici olarak görev yapıyorlar. Bugün Arhavi’de, yazıda saydığım yaylaları bırakın bileni sadece isimlerini sayabilecek kaç kişi var. Bu yaylalarda kaç baraka sağlam kaldı acaba. Baktığım zaman gördüklerim beni korkutuyor. Artık Kavak’tan sonra araç ile gitmeyip tüm güzelliğini seyrettiğim yol bütün güzelliğini yitirmiş. Taş ocağı açılmış. Ağır tonajlı kamyonlar yola zarar vermiş. Ocağın yola yaptığı katkı tartışıldığı gibi, kullanılan patlayıcılar köylere de zarar vermiş. Ekonomik olarak belki katkı sağladığı insanlarımız olmuştur. Ama verdiği zararla mukayese edince, insan değdi mi diye düşünmeden edemiyor. Çifte Köprü onarıldı ama otantik halinden eser kalmadı. Menç’una’da bir hareket var. Ama çok da kirlenmekte olduğunu söylüyorlar. Buraya yapılacak etkinliklerde kesinlikle kirlenmeyi önleyecek tedbirler alınmalı. Yayla yollarının yapılması yönünde çalışmalar da var. Benim tercihim ise yaylacılığın yaya yapılması yönünde. Gerçekten bütün bu gelişmeler ilçemize ne gibi katkılarda bulundu. Sizin düşünceleriniz neler. Sizin Arhavi’ye nasıl bir katkınız olabilir. Arhavili değilseniz bile bir öneriniz vardır mutlaka. Arhavi’yi kaybetmeden daha güzel, daha yaşanır ve daha gelişmiş bir ilçe olması yönünde hepimizin küçük de olsa alabileceği bir rolü vardır diye düşünüyorum. Hepimize kolay gelsin. Kemal ÖZBIYIK ANKARA 2008
Görüntüleme sayısı: 700 | E-Posta
|