|
SOYLERUM YANA YANA Yaşı kırklı sayılar ve üstünde olanların birçoğu hatırlayacaktır. Büyüklerimiz zaman zaman bir atışma “GEBİYAŞİ” tuttururlardı. İlk başlayan girişi çoğunlukla, —Soylerum yana yana, diye başlardı Karşılık verecek olan yanıtı hemen verirdi. —Soyle derduni bana. —Soyle derdun var ise, derman olayim sana. Son zamanlarda çevremde neredeyse derdi olmayan kimse yok. Maddi sıkıntı herkesin öncelikli derdi. Kimse kimseden maddi destek istemeye bile cesaret edemiyor. Çalışan insanlar bırakın zam istemeyi, seslerini bile çıkaramıyorlar. Emekli anne babalar çocuklarının en büyük destekçisi. Kaynana ile oturmam diyen gelinler şimdi onlara gözü gibi bakıyorlar. Yazımın girişinde kullandığım “Soylerum yana yana” eskiden genel olarak sevda konusunu içeren dertleri kapsamaktaydı. Çok azı da sağlık sorunlarını içerirdi. Doğrusu günümüzde yanıtı veren kişi ben olmak istemem. Onun için biri benimle “gebiyaşi” yapmaya kalkarsa sanırım ona çare olamam. Zira ilk isteyeceği şey maddi destektir. Benim de maddi olarak destekleyecek gücüm olmadığına göre, yapılacak en iyi şey susmaktır. Çevrem işsiz insan kaynıyor. Çalışan ve işten ayrılan kişilerin durumları daha da kötü. Çocukları olanlar daha da kötü. Evi kendine ait olmayanlar daha da kötü. Eğitimlerini bitirmiş kız çocukları iş bulmaya çalışıyor. Eğitim sonrası askerlik görevlerini de tamamlamış erkek çocuklar için de aynı şey geçerli. İşini kaybetmiş anne babalar iş arıyor. Emekli olanlar iş arıyor. Emekliliği gelen insanlar emekli olmuyor. Sanki geçim korkusu hepimizi esir almış. Herkes mülk almak için en iyi zaman bugün diyorlar. İşin güzeli bir yıldır aynı şeyi söylüyorlar. Mülk almak için gerekli miktarı küçümsüyorlar da, o küçümsedikleri miktar çoğu kimsede yok. Evi olanlar geçim sıkıntısı yüzünden evlerini satıyorlar. Günümüz herkesin dertlendiği gün. On üç yıl önce bir şiir yazmıştım. Bu şiirimde köyümdeki sorunlarla başlayıp Arhavi’deki işsizliğe önlem alınması gerektiğini vurgulamaya çalışmıştım. Demek ki o yıllarda büyük şehirlerde iş olanakları en azından bu günden daha iyiymiş. Şimdilerde en iyi iş yapan yerler kahvehaneler, dolup dolup taşıyor. İşsiz gençler, emekliler, buraları dolduruyorlar. Şiirimde imkân bulamayan değerlerin ilçemizi terk etmekte olduğunu vurgulamıştım. Aynı şiirim bu güne daha iyi uyum sağlamış. Değerlerimiz artık iş bulup yurt dışına gidebilmenin yollarını arıyorlar. Her şeyin daha güzel olması dileklerimle on üç yıl önce yazdığım şiirimi tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum. BİZİM KÖYÜN DERTLERİ Bizim köyde elektrik, bir gün var, üç gün yoktur. Yetkililer duyar da, dertlere çare yoktur. Köyde lüks lambaları, aydınlatır evleri, Kullanılmaz evlerde, lüks tüketim malları. Köy yolu iki bölüm, onarılmaz, yapılmaz. ARHAVİ- ÇİFTE KÖPRÜ harap, bakımsız, viran, ÇİFTE KÖPRÜ-KÜÇÜKKÖY, geçilmez bataklıktan. Gelmedikçe vekiller, yapılmaz, onarılmaz. Nice güzellikler var, buralarda, bilmez ki, Elektrik ve yol yokken, ziyaretçi gelmez ki. Sadece biz biliriz, görüp, gezinmeleri, Beni onarın diyor, asırlık köprüleri. Bana yanma derdini, eksikleri, yokları, Vekillerimiz var ya, onlara et sitemi. İş adamlarımızın, adı var da, kendi yok, Çalışmak istiyorsan, açsınlar iş yerleri. ARHAVİ’NİN dışında, yatırımları da var, İlçemizin içinde, tek bir yatırım mı var? Bulamayınca imkân, göçer, kaçar buradan, Bu değerli insanlar, büyük şehre yarar. Kemal ÖZBIYIK 19-04-1996
Görüntüleme sayısı: 642 | E-Posta
|