|
YENİ YIL ( K’ALANTA) Yeni bir yıla daha giriyoruz. 2008 yılını hep birlikte eskittik. Eski yıl ile ilgili en azından benim çevremde iyi şeyler söyleyen hiç kimse yok. Her kesimden insanlar 2008 yılında mutsuz olduklarını dile getiriyorlar. İnsanlar bunun ötesinde yeni yıldan da korku duymaktalar. 2008 yılının ekonomik sorunların daha da ağır bir şekilde piyasalara yansıyacağı konusunda ciddi endişeleri var. Bütün bunların yanında yeni yılda yeni beklentisi olan insanlar da var. Dilerim yeni yılda eski yılın hiçbir olumsuz etkisi devam etmez. Çevreme baktığımda eski yıllara göre bir hareketlilik de yok. Birçok kişi yeni yılı aile dışında kutlamayı düşünmüyor. Herkes “ailemle birlikte evde olacağım.” Diyor. Demek ki insanlar bu yılbaşında ailelerinin kıymetini daha iyi anlamışlar. Yöremizde eskiden yeni yıl nasıl kutlanıyordu. Ne gibi eğlenceler yapılmaktaydı. Bu konuda neler biliyorum diye düşünürken Yöremizin örf ve adetleri üzerine özen gösteren ilçemizin Dikyamaç Köyünden Hasan Tahsin AKŞİRİN ağabeyimiz ile karşılaştım. Eskiden yeni yıl eğlencesi var mıydı? Bu konuda neler yapılıyordu. Kendisine bu konuları sordum. Ayaküstü de olsa kendisi ile konuştuklarımızı paylaşmak istiyorum. Her şeyden önce eskiden yılbaşı kutlamasının 31 Aralık akşamı yapılmadığını ve 13 Ocak gününü 14 Ocak’a bağlayan gecenin yılbaşı olarak kutlandığını söyledi. Bu günün yeni yıl olarak K’ALANTA adı ile bilindiğini de ilave etti. Bu özel sayılan günde neler yapılmakta idi acaba. 14 Ocak günü eve (haneye) ilk gelen insan çok önemli sayılırmış. Gelen kişiye göre o yılın uğur veya uğursuzluk getireceğine inanılırmış. Bu nedenle birçok yerde yeni yılın ilk saatlerinde komşulardan bir kız çocuğunun ilk defa eve girmesi sağlanmaya çalışılırmış. Neden erkek çocuk değil de kız çocuğu. Çünkü kız çocuğu, bolluk ve bereketi temsil etmektedir. Doğal olarak da eve ilk gelen kişi bir bayan ve çocuk olduğunda insanlar yılın bolluk ve bereket içinde geçeceğine inanmaktadırlar. Her koşulda eve ilk gelen kişiye olabildiğince çok çeşitli tür meyve verilmeye çalışılırmış. (Fındık, ceviz, elma, armut, küme gibi.) Kış koşullarında serenderlerde kalan yaş meyve, kurutulmuş meyvelerden iyi sayılırmış. Eve gelen küçük çocuksa evde yedikleri yanında cepleri ve elleri dolu olarak evden uğurlanırmış. Kısaca eski zamanlarda evlerde bulunabilecek en değerli yiyecekler yeni yılda eve ilk gelecek kişi için ayrılırmış O zamanki ortamda yapabilecekleri bundan başka bir şey yokmuş. Erkekler gurbetten gelirler ve kış aylarını evlerinde geçirir ve baharda da yeniden gurbete giderlermiş. Herkesin ekonomik sıkıntıları varmış. Günümüzde eski yaşantımıza geri dönülecek savı geçerlilik kazanıyor sanırım. Artık insanlarımız yılbaşı eğlencesi yerine, ekonomik bir şekilde yeni yılı evlerinde geçirmeyi tercih ediyorlar. Tüm bu satırları okuyanlara yeni yılda sağlık, huzur, mutluluk, başarı diliyorum. 2009 yılının tüm dünya insanlarına sevgi ve barış içinde yaşanır bir dünya getirmesini diliyorum. YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN.
Görüntüleme sayısı: 448 | E-Posta
|