|
ÇİFTE KÖPRÜ
İki dere birleşmiş bak, Gürül gürül akıyor. El ele tutuşmuş bak, Hep hasret gideriyor.
Kamilet boğazı’ndan Gelen su hep çağlıyor. Pot’ocur’dan gelenle, Denize yol alıyor.
Yaylanın serinliği, Sularda buz tutuyor. Bazen berrak akarken, Bazen de deliriyor.
Kemer köprüler için, Diyorlar ÇİFTE KÖPRÜ. İki de yenisi var, Onlar da ÇİFTE KÖPRÜ.
Bozmayın ,bozdurmayın, Yıkmayın,yıktırmayın. Merak eden,özleyen, Görsun ÇİFTE KÖPRÜ’yü.
Kemal Özbıyık 24.01.2004 ANKARA
ARHAVİ
Deresinde tepesinde, Göllerde ve şelalede, Pusunda da ,sisinde de Arhavi’de yaşarım ben.
Kertenkele ve akrepte, Solucanda ,kurbağada, Ayılarda,keçilerde, Arhavi’de yaşarım ben.
Ciha dağı,isinali, Agara ve noğadid’de, Yemişlik’te ve Orçi’de, Arhavi’de yaşarım ben.
Kışın karın üstünde de, Yazın yağmur altında da, Irmağında ,denizinde, Arhavi’de yaşarım ben. Ormanında,tarlasında, Bağında ve bahçesinde, Çamurunda batağında, Arhavi’de yaşarım ben.
Köy yolunun harabında, Soğuğunda,ayazında, “Kapça”sında,”Şuka”sında, Arhavi’de yaşarım ben.
Şehirdeki asvaltında, Ormandaki yabanında, Arhavi’nin her yanında, Güzelliği yaşarım ben.
“Sarı zambak”,”Memet’ina”, “P’ap’ilat” ve “Narina”da, “Arhavi canlısı”nda, Coşkuları yaşarım ben.
İmecede, eğlencede, Kemençe ve tulumunda, Oyununda,düğününde, Kardeşliği yaşarım ben.
Şehirdeki evlerinde, Köyündeki serenderde, Yayladaki barakada, Arhavi’de yaşarım ben.
Bitmesin bu güzellikler, Bozulmasın ananeler, Sevgi,saygı,mutluluklar, Paylaşalım isterim ben.
Tanışalım,tartışalım, Oynayalım eğlenelim, Tatillerde Arhavi’de, Buluşalım isterim ben.
Kemal Özbıyık 17.01.1996 ANKARA
ARHAVİ’NİN ÇEVRESİ
Dön yüzünü denize,Arhavi sahilinde, Sıkılırsan maviden,dön geriye keyifle. Yudumlarken çayını,ver sırtını denize, Dertlerin hep dağılır,seyret çarşıyı zevkle.
Bak soldaki tepeye,tarih yazılı orda. Şahinler dolanıyor,CİHA DAĞI orada. Şu sağda akan dere,temiz,berrak KAPİSRE. Karşı yamaçlardadır,YEMİŞLİK ve GÜNGÖREN.
Hayranlıkla bakarken,görmediğin yerler var. Kaldır başın yukarı,beyazlar var orada. Gördüğün ÇATAL KAYA,üstünde hala kar var. Önü,ardı yaylalar,yazın millet orada.
Dinlendik yeter artık, şimdi tabana kuvvet. KAPİSRE’nin yanından,yolculuk başlayacak. Bu mahalle KALE’dir,yamaçlarda GÜNGÖREN. KAVAK’ı geçtik şimdi,tırmanma başlayacak.
DEREÜSTÜ’nden geçtik,ilerdedir KİREÇLİK, Karşısı KEMERKÖPRÜ,pınardan su içelim. AKINCILAR burası,DİKYAMAÇ mahallesi, Dere boyu giderken,tepededir GÜRGENCİK.
İşte bu ÇİFTE KÖPRÜ,asırlardır duruyor, Harap,virane olmuş,”beni onarın” diyor. Sağdaki dik dar yolun,sonundadır ARILI. “KÜÇÜKKÖY” benim köyüm,durun bekleyin diyor.
KAMİLET BOĞAZI’ndan devam edersek yola, Bizim köyü geçince,görünecek “ÇAMLICA” Muhtarlık olamadı,uğraşıyorlar hala. Elbet bir gün olacak,köy sayımız artacak.
ÇİFTE KÖPRÜ’ye inip,virajlardan çıkalım. ORTACALAR’dır sonu,burada nefes alalım, “ORÇİ”nin merkezidir,ilk yerleşim yeridir, Sağdaki yoldan gidip,”BAŞKÖY”de de duralım.
Devam edersek yola,”YILDIZLI” görünecek, “DÜLGERLİ”den geçersek,”BOYUNCUK” sevinecek. Onun ardı “SOĞUCAK” ,derede durulacak, Son üç köyün anası, “POTOCUR” yazılacak.
BALIKLI deresinden, Murgul tarafına git, Dereden almış adı,şirin,yeşil bir yerdir. Yarenlik eder ona,KOZLUCA mahallesi, ARHAVİ’dir ilçemiz,köylerimiz güzeldir.
Burası “ÜÇIRMAK”tır,karşı taraf “SIRTOBA”, “DERECİK” ten sonrası,”ULUKENT” tir git de bak. İki köy var burada,adı da “ŞAHİNLER” dir, AŞAĞI ve YUKARI gelmiş ismin başına.
“ŞENKÖY” buranın adı,komşusu var “TEPEYURT”, Derenin karşısında,”KESTANE ALAN” köyü. Orayıda aştık mı,gelecek “ÜÇLER” köyü. Uzun soluk alalım,”KONAKLI” da duralım.
Artık epey dolaştık,dizlerde derman yoktur, Görünsede “GÜNEŞLİ”,sıra “DİKYAMAÇ”tadır. Bu köy adından belli,hem diktir,hem de yamaç, Bu köyün damadıyım.Baklavalar çıkacak.
Unuttum sanma sakın,”YEMİŞLİK”ten sonradır, LOME deresi yanı,”YOLGEÇEN”dir orası. Fındıklı’ya komşuluk eden bir köy var orda, Adına “ULAŞ” derler,başladı diz ağrısı.
KAMİLET BOĞAZI’ndan giderken dere boyu, KAMİLET var orada,mezre idi oralar, MENÇUNA ŞELALESİ ,karşı sırtta çağlayan, Gölünde çırpınıyor,alabalık ordadır.
“KÜÇÜKKÖY”ün üstünden,yarım saat yürürsen, Göreceksin sen orda,SORO ŞELALESİ var. ÇİFTE KÖPRÜ’den sonra,yürürsen dere boyu, Göreceksin sen orda,çifte taş kayalığı.
Bu gezi de uzadı,daha bitmedi yerler, Başka zaman gezelim,görmediğin yerleri. Otururken çarşıda,düşlediğin yerleri, Gezdin,tozdun,dolaştın GÖRDÜN CENNET YERLERİ.
Kemal Özbıyık 18.04.1996 ANKARA
BİZİM KÖYÜN DERTLERİ
Bizim köyde elektrik,bir gün var üç gün yoktur. Yetkililer duyar da,dertlere çare yoktur. Köyde lüks lambaları,aydınlatır evleri, Kullanılmaz evlerde,lüks tüketim malları.
Köy yolu iki bölüm,onarılmaz yapılmaz, ARHAVİ-ÇİFTEKÖPRÜ harap,bakımsız viran, ÇİFTEKÖPRÜ-KÜÇÜKKÖY , geçilmez bataklıktan. Gelmedikçe vekiller,yapılmaz,onarılmaz.
Nice güzellikler var,buralarda bilmez ki, Elektrik ve yol yokken,ziyaretçi gelmez ki, Sadece biz biliriz,görüp gezinmeleri, Beni onarın diyor,asırlık köprüleri.
Bana yanma derdini,eksikleri,yokları, Vekillerimiz varya,onlara et sitemi, İş adamlarımızın,adı var da kendi yok, Çalışmak istiyorsan,açsınlar iş yerleri.
ARHAVİ’nin dışında,yatırımları da var, İlçemizin içinde bir tek yatırım mı var? Bulamayınca imkan,göçer,kaçar buradan, Bu değerli insanlar,büyük şehre yarar.
Kemal Özbıyık 19.04.1996 ANKARA
DİKMEZSEN BİR AĞAÇ
Dikmezsen bir ağaç,zamanın varken, Ararsın bir damla,suyu çöllerde, Dikmezsen bir ağaç,elin tutarken, Yanarsın güneşte,gölge bulmazsın.
Dikmezsen bir ağaç,evin ardına, Sel gelir,duramaz,evsiz kalırsın. Dikmezsen bir ağaç,tarlan başına, Yel alır ürünün,hasat almazsın.
Dikmezsen bir ağaç,kıraç yerlere, Yeşermez oralar,gidip bakmazsın. Dikmezsen bir ağaç,pınar başına, Gidersin sen orda, damla bulmazsın.
Kemal Özbıyık 19.04.1996 ANKARA
YAYLAM
Sultan ırmak ne berraksın, Pamuklu düz yumuşaksın. Yayla yolu,yokuşçasın, Geleceğim ben yanına.
K’arğ’açlık’tan geçeceğim, Yolunda su içeceğim, Yayla çayı içeceğim, Geleceğim ben yanına.
Kelebek sen uçuşurken, Çiçeklerle koklaşırken, Pus üstünden bakışırken, Geleceğim ben yanına.
Arılar bal topluyorken, Düzde keçi otluyorken, Pınardan su içiyorken, Geleceğim ben yanına.
Babacığımın ocağı, Kırılmış mı bak nacağı, Kesiyormu bak bıçağı, Geleceğim ben yanına.
Kemal Özbıyık 21.04.1996
ENVER İLHAN’a
Sen okuttun abeceyi, Toplamayı,çıkarmayı, Şarkı,türkü okumayı, Nasıl öderim hakkını.
Ana cahil,baba cahil, Sen vardın ki,işin ehil, Verdiğin her şey bu değil, Nasıl Öderim hakkını.
Tahsil hayatım bitti de, Sen istersen yaramaz de, Orta okul ve lisede, Nasıl öderim hakkını.
Ben memlekete gidince, Sınav dertlerim bitince, Eve ekmek götürünce, Nasıl öderim hakkını.
Çoluğum var,çocuğum var, ORTADOĞU’da işim var, Yüksek okul diplomam var, Nasıl öderim hakkını.
Köyde okul yine de var, Öğretmen mi ,o dahi var. Maaşı var,lojmanı var, Nasıl öderim hakkını.
Kemal Özbıyık 20.04.1996 ANKARA
VAKIF
Ankara’da bir vakıf var, Arhavi’ye hizmet için, Ankara’da çırpınan var, Çalışalım hizmet için.
Katıl artık sen de bize, Dertlerine çare için, Katıl sen de güç ver bize, Çalışalım hizmet için.
Fakir için,zengin için, Yaşlı için,gençler için, Bizler değil,sizler için, Çalışalım hizmet için.
Arhavi’de sorunlar çok, Arhavi’li dertlenir çok, Çalışan yok,sitemkar çok, Çalışalım hizmet için.
Hasta gelir,doktor için, Gençlerimiz,okul için, Biçareler,çare için, Çalışalım hizmet için.
Kemal Özbıyık 25.04.1996 ANKARA
KADERİMİZ
Karda kışta,yalın ayak, Dolaşırdık,başı kabak, Haylazlık yapınca,dayak, Kaderimiz bu çekeriz.
Çay tarlası yeşil ocak, Kaçardık biz bucak bucak, Akşam olunca,çıkacak, Kaderimiz bu çekeriz.
Dağdan odun taşınacak, Değirmene mısır yığak, Görevimiz bu,yapmazsak, Kaderimiz bu çekeriz.
Yaylaya mısır gidecek, Çay,şeker,tuz taşınacak, Dönüşte sırtın yanacak, Kaderimiz bu çekeriz.
Kış gelince oturacak, Baharda iş başlayacak, Yazın odun yapılacak, Kaderimiz bu çekeriz.
Kemal Özbıyık 25.04.1996 ANKARA
NARİNA
Dere tepe gezerim de, Tepede gül dizerim Rinanay nay,rinanay nay Nay rinanay nay.
Ben babamın evinde de, Böyle nazlı gezerim. Rinanay nay,rinanay nay Nay rinanay nay.
Düzden sonra tepelik de, Yolun sonu dikenlik. Rinanay nay,rinanay nay Nay rinanay nay.
Çamın altı çimenlik de, Konup seni beklerim. Rinanay nay ,rinanay nay Nay rinanay nay.
Tepenin arkasında da Ay mısın güneş misin, Rinanay nay ,rinanay nay Nay ,rinanay nay.
Söyle bana sevdiğim de, Benden geçecekmisin. Rinanay nay,rinanay nay Nay,rinanay nay.
Tepede gül kalmadı da, Derede su kalmadı, Rinanay nay,rinanay nay Nay,rinanay nay.
Gönderdim ben dedemi de, Baban seni vermedi. Rinanay nay,rinanay nay Nay,rinanay nay.
Tepeden ay görünmez de, Işıksız köy seçilmez. Rinanay nay,rinanay nay Nay,rinanay nay.
Severler sevilirler de, Dere büyük geçilmez. Rinanay nay,rinanay nay Nay rinanay nay.
Kemal Özbıyık 05.12. 1979 ANKARA
Not : Bu şiirdeki 1.,2.,5.,6. dörtlükler anonimdir.Mısralar Dikyamaç köyünde duyulmuş ve sıralaması tarafımdan yapılmıştır.Tüm araştırmalara karşın sahibi bulunamamıştır.Diğer dörtlükler tarafımca yazılmıştır.
YANLARINDAN GEÇTİM
Yürüyordum ormanda,yalnız başıma, Yaprakların üzerinde damlalar vardı. Kelebekler uçuşuyordu,her yanımda, Yanlarından geçtim,korkutmamak için.
Yürürken ormanda,yalnız başıma patikadan, Yoldaki çürük odunun yanı başındaydı,akrep, Biraz ilerisinde geziniyordu,sümüklü böcek, Yanlarından geçtim,basmamak için.
Yürüyordum dere kenarında,yalnız başıma, Hızla akan dereden çıkan müziği dinleyerek, Ara sıra da göllerinde yüzen balıklara bakarak, Yanlarından geçtim gittim,ürkütmemek için.
Yürüyordum patika yoldan,eve dönmek için, Ağaçların dallarında,fısıldaşıyorlardı,kuşlar, Kendi hallerinde eğleniyordu,neşeyle onlar, Yanlarından geçtim gittim,ses çıkarmadan.
Kelebek,akrep,sümüklüböcek,balık ve kuş, Kendi alemlerinde mutluydular onlar. Yoktu kendilerine başka bir karışan. Dokunmayın,ezmeyin,ürkütmeyin.Bırakın yaşasınlar.
Kemal Özbıyık 05.05.1996 ANKARA
KARADENİZ SOFRASI
Mısırın koçanını,sütlüyken kıracaksın, İmece yapıp onu,balkona asacaksın. Fırınladıktan sonra,ununu alacaksın. Fırınlanmış bu undan ekmeği yapacaksın.
Ahırdaki ineğin,sütünü sağacaksın, Bu taze sütten sonra, yoğurt da yapacaksın. Derin bir tabak alıp,ekmeği kıracaksın, Bu yemeği yedin mi,uykuya dalacaksın.
Eline olta alıp,yemini takacaksın, Sabahın ayazında,derede olacaksın. Sallayıp misinayı,alayı alacaksın, Kızartma işini de tavada yapacaksın.
Kara lahanayı sen,tarladan alacaksın, Onu terbiyeleyip,ocağa koyacaksın. Yağı,tuzu yanında,mısır da katacaksın, Karnını doyurunca,yan gelip yatacaksın. Kemal Özbıyık 06.05.1996 ANKARA
AVCILAR
Oltanı at dereye,bekle balık vuracak, Sabırlı davranırsan,kısmetin kabaracak. Temiz hava solurken,gölgen taşa vuracak, Oltaya takılınca,yüzünde gül açacak.
Kısmetini alınca,bırak avlanma artık, Senden sonra gelenin kısmetini de alma. Yavru balık tutarsan,bırak gitsin avlama, Yumurtlama zamanı,eline olta alma.
Kalmadı,bitirdiler,bilinçsiz avlandılar, Balık avı adını,katliam mı yaptılar. Bu güzelim derede,balık bırakmadılar, Neslini kuruttular,o bilinçsiz avcılar.
Kemal Özbıyık 06.05.1996 ANKARA
ARHAVİ GÜZEL
Derede balık güzel,ormanda ağaç güzel, Sahilde deniz güzel,asmada üzüm güzel. Tarlada çayı güzel,pınarda suyu güzel. Armudu,dutu güzel,ceviz kestane güzel.
Köyünde evi güzel,yaylada konak güzel, Hava güzel,su güzel,bağ güzel,bahçe güzel. Ekmek güzel,süt güzel,elektriksiz ev güzel, Dalında kara yemiş,bahçede incir güzel.
İmecede taşlama,yolda atışma güzel, Tulumun sesi güzel,halkada horon güzel. Yollarda gezmek güzel,derede yüzmek güzel, ARHAVİ’de her yerde,yaşamak başka güzel.
Kemal Özbıyık 30.06.1996 ANKARA
YAYLAYA ZİYARET
Yaylaya gitmek için,çıktım köyden ben yola, Durğuna köprüsünden,tırmanmaya başladım. Aşağı kodi’deki,pınar suyunda durdum, Dinlenirken ben burada,düşünmeye başladım.
Yukarı Kodi düzlük,pek duramadım burada, Soğuksu yaylasında,bir yağmura tutuldum. Ağa Ömer amcanın,konağına sığındım, Yağmur dinene kadar,bakraçından süt içtim.
Doloktinoni sırttı,yamaçlarda konaklar, Kfaç’aç’i en zor yeri,bu yaylanın yolunda. Agara’ya vardım ben,sağım solum konaklar, Necati Selim burada,yemekte kaymak da var.
Orta yayla şenliktir,Yakup’la Davut burada, Keçilerin başında,çoban köpekleri var. Yakup tulum çalar da ben türkü demez miyim, Akşam ay ışığında,mehtap bu bakmaz mıyım.
Devam ettim ben yola,geldim Noğadid burada, Anamın yaylasıdır,bütün hısımlar burada. İki göl var sırada, adları Alacagöl, Tepedeki düzlükte,Hamdi’nin konağı var.
Yamacı tırmanınca,seyrettim manzarayı, İlerlerde pus da var,onun üstünde Marsis. Bu tepe Sırt Yayla’dır,eteğinde Yurt Yayla, Yarenlik edeceğim,Nurettin Amca burada.
Bu yaylaya yakındır,Karagöl’de burada, Seyretmek de pek güzel,ineceğim yanına. Bu cıvar yaylalarda,yoktur bundan büyük göl, Suyu da pek soğuktur,kurbağalar yaşamaz.
Karşı yamacı aştım,ötede bir baraka, Başka da konak yoktur,Isırlık Yaylası’nda. Bizim Aslan Görel’dir,gördü el de sallıyor, Yengem şimdi hazırlar,mükellef bir de sofra.
Isırlık’in altında,tam dere kenarında, Sefail Yaylası var,dedem,babam yaylamış. Alacagöl’den doğan,dere burada büyüyor, Dağ bayır aşıp,geçip denize kavuşuyor.
Ballıdere’den geçtim,ulaştım bak Mete’ye, İn-cin top oynuyordu,boştu hep barakalar. Pamuklu düz’den sonra,indim bizim konağa, Şıfalı bir su akar,avlunun kenarında.
Sultan Irmak’ı geçtim,yamacı da tırmandım, Geldim Kfa p’ap’uli’ye,bundan sonradır iniş. Bundan sonra yolculuk,bizim köyde bitecek, K’arğaçlık’tan geçtim mi,son durak baba evim.
Kemal Özbıyık 10.05.1996 ANKARA
ARHAVİ YOLLARINDA
Ankara’dan çıkınca,memleketin yoluna, Geçtim Elmadağ’ını,ilk ilçeydi burası. KIRIKKALE yakında,hiç yorulmadım sanki, Delice’den geçerken içim ürperdi sanki.
Sungurlu’yu da geçtim,sıra geldi ÇORUM’a, Merzifon,Havza derken,gelmiştim ben Kavak’a. SAMSUN,Çarşamba yolu,ulaştırdı Terme’ye, Ondan sonra gelenler,Ünye,Fatsa,Perşembe.
ORDU’yu geçtim gittim,Bulancak ve GİRESUN, Keşap, Espiye derken,göründü Tirebolu. Görele ve Eynesil,sonrası Vakfıkebir, Akçaabat’tan sonra, sıradadır TRABZON.
Yorma,Arsin,Araklı,Sürmene sonra Of’tur, Bundan sonrası kolay,RİZE şehrine geldim. Çayeli,Pazar derken,Ardeşen ve Fındıklı, Başka ilçe kalmadı,geldim yine yanına.
Bu yolculukta,say bak,kaç tane yerden geçtim, Tam otuzbeş ilçedir,ömrün yarısı derler. Yedisi il merkezi,senin yolunda geçtim, Bu yıl da kavuştuk biz,seneye Allah kerim.
Kemal Özbıyık 10.06.1996 ANKARA
TULUMCU AHMET
Senin elinde guda,bir başka şişiyordu. Parmaklarınsa navda,bir başka oynuyordu. Tulumundan çıkan ses,yürek hoplatıyordu. O sesin eşliğinde,halka hep büyüyordu.
Haydi yaylaya dedik,kaptın tulumu geldin. Sırt çantan da ağırdı,sen yine tulum çaldın. Arada molalarda,biz dinlendik,sen çaldın. Hiç bahane bulmadın,yorgundun,yine çaldın.
Giderken biz beraber,yaylanın yollarında, Şişir gudayı artık,bize yol havası çal. Yoruldum diyenlerin,yorgunluğunu sen al. Düzlükte,su başında,sen oyun havası çal.
Düğünde,imecede,eğlence olan yerde, Sönük kalmasın gudan,parmaklar navda iken. Sen tulum çalıyorken,kim oturur ki yerde, Hastalar iyileşir,kalkar halkaya girer.
Biz oğlan tarafında,kız evine giderken, Sen bu sefer tulumla,bir gelin havası çal. Dönüşte,gelin atta,gurup başında sen kal. Biz oynarken narayla,sen uygun bir şeyler çal.
Biz hep istedik senden,”AHMET,hadi,çalsana” Karşılık beklemedin,hep aramızda oldun. Bizden bir şey almadın,sen bize,çok şey verdin. YİNE ÇAL,YİNE İNLET;SEN HAKKINI HELAL ET.
Kemal Özbıyık 27.06.1996 ANKARA
(Tulumcu Ahmet,Arhavi Dikyamaç köyünden Celal oğlu Ahmet Tamtabak’tır.
GERİ VERİN
Geri verin oyunlarımı,bana geri verin. Her bir figürün güzelliğini,sadeliğini, Geri verin adetlerimin güzelliklerini. Düğünlerimi,bayramlarımı,imecelerimi.
Geri verin otantik halini,oyunlarımın. Bozulmamış,sade,hoş ve güzel türkülerimi. Geri verin taşlama ve atışmalarımı. Ezgilerimi,manilerimi,deyişlerimi.
Geri verin,mezrelerimi ve yaylalarımı, Yollarımı,soğuk sularımı ,ağaçlarımı. Geri verin bana,benden tüm aldıklarınızı. Sevgiyi de,saygıyı da,acılarımı da.
Geri verin imecelerdeki türkülerimi, Halkadaki oyunlarımı ve ağıtlarımı, Geri verin size emanet edilen her şeyi, KIYMETİNİ BİLİP,KORUYUP,SAKLAYACAKLARA.
Kemal Özbıyık 05.07.1996 ANKARA
SENİN İÇİN
Güneş olsam,ısıtsam ben dünyayı, Beğenmezsin,sıcak dersin sen yine. Yağmur olsam,doldursam ben barajı, Beğenmezsin,ıslandım dersin yine.
Kışın güneş açtım,beğenmedin ki, “Karlarım eridi,ne yaptın” dedin. Dolu olsam,yağsam senin bahçene, “Çiçekler mahvoldu ne yaptın” dersin.
Rüzgar olsam,essem senin balkona, “Saçlarım dağıldı ne kötü” dersin. Güneş,yağmur,dolu,rüzgar istemezsin sen, Bundan başka bir şey olamam ki ben.
Kemal Özbıyık 09.11.2002 ANKARA GEÇMİŞİM VE BEN
Babam Mustafa’dır,dedemse Memiş, Dedemin babası,adı Ömer’miş. Babamın amcası,Mustafa varmış, Öteki amcası,adı Ahmet’miş.
Dedemin dedesi,o da Memiş’miş, Öğrenip,bildiğim,sülale adım, Büyüklüoğlu’dur,ordan gelmeyim. Soyadım ÖZBIYIK,adım KEMAL’dir.
İki ağabey,bir de ablam var, Rahmetli olmuşlar,iki daha var. Bir ağa,bir abla,mezar köydedir. Yanarım ben ona, hiç göremedim.
Ali Ağabey Antalya’dadır, Melahat Ablamda ordan evlidir. Ömer Lütfü Ağam Ankara’dadır, Benim meskenim de ,aynı yerdedir.
Eşimin adı,Fatma’dır hala, Dikyamaç’tayken,Coşkun’du soyad. Şahika ve Ayşen, iki kızım var, Dört olduk ailem onu bilirim.
Annemin adıysa,Şefika’dır o, P’ot’ocur’dan gelmiş,Sarıaltın’mış, Babamla beraber,çok cefa çekmiş, Kendini düşünmez,hep sorar bizi.
İki yıl önceydi,babam rahmetli, Dört kardeş,bir ana kaldık hayatta, Bir eş,iki evlat,dört olduk ya biz, Allah’a şükür ki,hep beraberiz.
Kemal Özbıyık 10.07.1996 ANKARA
ONBİR MART
Ne denizin mavisi,ne ormanın yeşili, İlkbaharın neşesi,güneşin parıltısı. Şehirde kara bulut,kaplamıştı her yanı, Yürekler kıpır,kıpır,yarını bekliyordu.
Samsun’dan doğan güneş,Arhavi’nin üstünde, “Kurtuluş günü yarın” diyordu memlekete. Akşamı zor ettiler,karanlıkta gölgeler, On mart kara son gündü,yarın ise hürriyet.
Gece yarısı olmuş,etraf hep kararmıştı, Bu saatlerde bile,millet hep uyanıktı. Her yürekte düşünce,kurtuluştu bu gece, Bu güzelim yörede,son karanlıktı gece.
İsmail’de Mehmet’de,inançtı,silah belde, Ayşe,Fatma bacılar,yürüyordu beraber. Kararlıydı bu millet ,ölmek var,dönmek yoktu, Bu vatan toprağında,bitmeliydi,esaret.
Onbir martta düşmanlar,kaçıyordu yöreden, Kaçarken yakıyordu,yıkıyordu,sefiller. Yakılıp yıkılmayan,yürekti,cesaretti, Artık huzur içinde yaşayacak bu millet.
Kemal Özbıyık 26.12.1996 ANKARA
KAZIM KOYUNCU’YA
Tulumu navsız,kemençeyi yaysız, Davulu bagetsiz,gitarı akortsuz , Tüm sevenlerini yalnız koydun, DÜNYAYI KAZIM’SIZ BIRAKTIN.
Hayde derken,sandım ki başlıyoruz, Bekledik,üzüldük,ümitlendik. “Kanser-konser ne fark eder” dedin, DÜNYAYI KAZIM’SIZ BIRAKTIN.
Şimdi nasıl horon oynatacağım, Herkesin rengi soluk,boynu bükük. Nasıl nara attıracağım onlara, DÜNYAYI KAZIM’SIZ BIRAKTIN.
Ha Hopa ha Arhavi, Sen ORÇİ’den,ben ORÇİ’den, K’ayite B’iciat tkfi dorti, DÜNYAYI KAZIM’SIZ BIRAKTIN.
Kemal Özbıyık 25.06.2005 ANKARA
TATİLİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Kalaslarla,tahtalarla yapılmış bir baraka, Köşede sert kayalar,yanda çimler yemyeşil. Çam kokuları sarmış etrafı,kuş cıvıltıları, Az ötede birkaç inek otlamakta.
Uzaktan balta sesleri,derinlerden, Tak..tak..tak.. Uzanmışım yemyeşil çimenlere, Unutmuşum dünyayı,gamı,kederi,acıyı.
Yanımda bir teyp,hafif hafif nağmeler, Sevdiğim eserler ve sesler. Yüksek tepelerden süzülmekte bulutlar, Şansıma yağış yok,havalar da güzel.
Gece oluyor.Barakanın önünde oturmuşum, Etraf karanlık,yıldızları saymaktayım göklerde. Kimseyi düşünmüyorum,tabiatla baş başa. Mis gibi toprak,çimen,çam kokuları.
Bir çakal bozuyor havayı,sen gibi Ulumakta devamlı.Köpeğimiz cevaplıyor onu. Tüm doğa güzellikleri etrafta.Tek eksik, Deniz.Az aşağıda ırmak,aratmıyor onu da.
Sabah kuş cıvıltılarına uyanmışım, Buz gibi pınarda yıkıyorum yüzümü, Dün gibi yine salınmış inekler çayıra,bağırmakta. Bir başka neşe veriyor bana bu manzara.
Bağırıyorum,olanca neşemle, Az sonra karşı tepeler cevaplıyor beni, Kendi sesimle,kendi cümlemle. Orman içinde geziyorum,telaşsız.
Tatil çabuk bitiyor,Ankara’ya dönmeliyim. İş,okul,ve bunların yanında bir sürü çirkefliklere. Beni güçlü kılmalı bu tatil.Bu çirkef dünyayla, Daha bir güçlü mücadele etmeliyim.
Daima güçlü olmalıyım.
Kemal Özbıyık 14.07.1976 ARHAVİ Küçükköy,(Küçükyayla).
UZAKLAR
Gözlerin dalınca akşam üstleri, Çık dışarıya,bak uzaklara. İster dağ evinde ol, İster sahil boyunda, Çık dışarılara bak uzaklara.
Sahildeysen sen o saatte, Güneşin battığı yer doğru bak. İnanamadığını göreceksin orada, Denizin alev alev yanıp, Göğe karıştığını.
Dağ başında,ağaçlar arasındaysan, Taaa ileriki tepelere doğru bak. Kırmızının bütün tonları içinde, Yemyeşil sandığın ağaçların,kıpkızıl Göğe kucak açtığını göreceksin.
İster denizde,ister çölde ol, İstersen yüksek dağ evlerinde. Akşam o saatlerde,bakınca ilerlere, Kıp kızıl bir dünya içinde, Güneşin batmakta olduğunu göreceksin.
Kemal Özbıyık 2808.1976 Marmaris
MEMLEKETİM
Bak arkadaşım,buralar benim memleketim. Şu özgürce çağlayan ,akan,engel tanımayan, Dereler benim. Şu gördüğün yeşiller benim.Ağaçları,çayları,mısırları, Memleketimin.Şu çağlayan şelale,yanındaki sarp kaya, Benim.Şurdaki küçük göl benim,içindekilerle.
Bu bakımsız yollar benim,özel arabaların gitmeye korktuğu, Yüzyıllık köprüler,asırlık ağaçlar,bütün bunlar , Benim memleketimin. Sularımız kokmaz burada,Yazın sıcak günlerinde bile, Soğuk sularımız.Yolları harap,ama kokmaz havası. Nefes almaya korkmayız biz burada.
Karları siyaha boyanmaz,memleketimin. Bir kış boyu bembeyaz giysilerinin içindedir. Memleketimin tüm güzellikleri yanında,tüm Eksikleri de benim.Bu memleket, Benim memleketim.
Kemal Özbıyık 24.02.1977 ARHAVİ
Bırakın,yağmur altında ıslanayım. Karlar altında gezeyim,amaçsız. Ve…zifiri karanlıklar altında, Aydınlığı arayayım.
Kemal Özbıyık 24.02.1977 ARHAVİ
DÜN; geçti,hatırlamıyorum geçmişi. BUGÜNü yaşayıp yaşamadığımı bilmiyorum. Yatıyorum,akşam oldu. YARIN;uyanacağım belki,yeni mutluluklar içinde.
Kemal Özbıyık 01.05.1977 ANKARA
ORÇİ BİZİMDİR
Sahilden girerken orman içinde, Gördüğün çimenler,çaylar bizimdir. Yürürken bastığın bu nemli toprak, Susayıp içtiğin sular bizimdir.
Yürürken Kavak’tan Çifte köprü’ye Bir yanda gördüğün,o hırçın dere, Ötede yükselen yemyeşil orman, Yorulup konduğun,tümsek bizimdir.
Geçmeye korktuğun o viran köprü, Başının döndüğü o asma köprü, O kızgın güneşte ,çamın gölgesi, “Oh”deyip yattığın çimen bizimdir.
Yerlere bakıp da hayret ettiğin, Arabam olsa da geçmem dediğin, Kavak’tan sonrası beğenmediğin, O harap,bakımsız yollar bizimdir.
İşte göründü,çift kemer köprü, Beldeye ad veren,o Çifte Köprü, Bakmaya doyaman,uçan su gibi, Yüzmeye kıyaman Uzun göl bizim.
Sağında solunda tepede evler, Üstüne şahin mi konmuş,sorduğun, Ölmeden cenneti gördüm dediğin, O bayır bizim,düzler bizimdir.
Köprünün üstüne çıkıp,sorduğun, Bir yan Arılı,bir yan Dikyamaç, Biri de Suhulet,o benim köyüm, Yanında Başköy var,o da Orçi’dir.
Şu tepe Ortaköy,ardı,Uçler’dir, Daha nice tepe nice düzlerdir, O tepe o düzde yedi köy,toplam, Onüç köy bizim,ORÇİ bizimdir.
Kemal Özbıyık 30.09.1977 ANKARA
Not: Uçansu…MENÇ’UNA ,Uzungöl..T’OBA GUNC’E
…………….
Orçay’in dereleri,yeşil çay bahçeleri, Yolları,köprüleri,ovaları,düzleri, Çalışkan insanları,gençleri,yaşlıları, Çay topluyor kızları,yanında sepetleri.
Gündüz kuş cıvıltısı,gece çakal sesleri, Yaylada o düzleri,o düzde o otları, Yayılmış kuzuları,yanında keçileri, Sağılıyor sütleri,kesiliyor etleri.
Bir yanda kaval sesi,hem yanık,hem hüzünlü, Hoplatıyor insanı,tulumun kıvrak sesi, Bir araya gelince,delikanlı gençleri, Durmak nedir bilmezler,duyunca tulum sesi.
Bak arkadaş,böyledir,Karadeniz insanı, Hep çalışkan efendi,yaşantısı düzenli, Arada bir çıkacak,pek tabii,tembeli, KEMAL böyle söylerse,vardır elbet nedeni.
Kemal Özbıyık 10.03.1979 ANKARA
BANA SORMA HEMŞEHRİM
Bana sorma hemşehrim,Çiha’yı,Mençuna’yı, Gidip görmen gerekir,Yemişlik, ve Kale’yi. Bana sorma hemşehrim, Soro ‘ yu köprüleri, Gidip görmen gerekir , ORÇI ‘ de Kamilet ‘ i.
Bana sorma hemşehrim, Kemerköprü , Kavak’ ı, Gidip görmen gerekir,P’otocur’ da dereyi. Bana sorma hemşehrim,Güneşli , Dikyamaç’ ı, Gidip görmen gerekir,Üçleri, Sırtoba’yı.
Bana sorma hemşehrim, Suhulet’i Başköy’ ü, Gidip görmen gerekir, tepede Papilat’ı. Bana sorma hemşehrim,Ortacalar neresi, Gidip görmen gerekir, gezilecek her yeri.
Kemal Özbıyık 19.04.1996 ANKARA
|