|
ACI VE GERÇEK Yine başlıyorum destan yazmaya, Gelin dostlar mezarımı kazmaya. Gücüm yetmez artık ferman dizmeye, Kaderimiz böyle felek ne çare. Çok çileler çektim, bu genç yaşımda, Eşim gelmez oldu, artık peşime, Her gün hayallerim, seni düşümde, Kaderimiz böyle felek ne çare. Felek bırakmıyor benim peşimi, Ayrı kaldım, duymuyorum sesini. Yeter, getir artık, benim eşimi, Kaderimiz böyle felek ne çare. Beni seven dostlar her gün ağlasın, Ak üstüne karaları bağlasın. Allah’ım da uzun ömürler versin, Kaderimiz böyle felek ne çare. Çok aradım bulamadım izini, O beyaz tenine sürsem yüzümü, Hak nasip eylerse, görsem yüzünü, Kaderimiz böyle felek ne çare. Çocukların anne diye ağlıyor, Yetim kalmış yüzleri hiç gülmüyor, Gelenlerden haberini soruyor, Kaderimiz böyle felek ne çare. Gel, yetim bırakma çocuklarını, Çekemiyor, bu vicdan azabını, Uzaktasın, duymuyorsun sesini, Kaderimiz böyle felek ne çare. Çocukların sorar, annemiz nerde, Dayanılmaz artık bu acı derde. Gözlerim kan ağlar, durduğum yerde, Kaderimiz böyle felek ne çare. Çocukların küçük, anne hasreti, Dayanılmaz artık bu acı derde, Gözlerim kan ağlar, durduğum yerde, Kaderimiz böyle felek ne çare. Acı artık küçük yavrularını, Bekliyorlar, yıkma yuvalarını, Bir görseydin çocukların halini, Kaderimiz böyle felek ne çare. Yalnız kaldım, benim halim perişan, Mutlu olur, yuvasında buluşan, Mesut olmak benim gibi dolaşan, Kaderimiz böyle felek ne çare. Selahattin Özbıyık 01. 05 1978 Arhavi DERTLİ GÜNÜM Gittin uzaklara açtın arayı, Seçemedin akı ile karayı. Neye yarar, kursan bile sarayı, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Açıyorsun yine eski yaramı, Gitme dedim gittin, yıktın yuvamı, Bu yaptığın hiç Allah’a reva mı? Zalim felek yine yıktın yuvamı. Attın siyahları giydin beyazı, Allah’ın bu muydu, anlımın yazı, Yazmakla biter mi, bu kara yazı Zalim felek yine yıktın yuvamı. Çok yalvardım sizi kandıramadım. Hayatımda bir gün mesut olmadım. Yaşamın kıymetini bilmedim, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Acı dertlerimden kurtulamadım, Hayatımda bir gün tatlı gülmedim, Düşüne düşüne, derine daldım, Zalim felek yine yıktın dünyamı. Çekilmez bu çile, ömür boyunca, Düşünüp de derin derde dalınca, Bildim kıymetini yalnız kalınca, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Kaybettim izini bulamaz oldum. Acı çeke çeke yandım kül oldum. Bağladın kolumu çözemez oldum, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Yavruların küçük, kime bıraktın? O mesut yuvanı yakıp kül ettin. Bırakıp yurdunu çekip de gittin, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Yirmi iki şubat dertli günümdür, Yazdığım bu destan artık sonumdur, Ne kadar yaşasan sonu ölümdür, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Bu destanı yazdım, hepsini sana, Sesimi duyurdum bütün cihana, Yazık değil midir, acıyın bana, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Yatağına attım siyah yorganı, Açıyorum yine sana fermanı, Bulamadım gözyaşımı sileni, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Gözlerim arıyor her gün sizleri, Unutamam söylediğin sözleri, Arayıp da bulamazsın bizleri, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Gece kalkıp mecnun gibi gezerim, Dayanılmaz bu acıyı çekerim, Ağlayarak gözyaşımı silerim, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Sabah uyanırım bülbül sesinden, Doyamadım yârimin hevesinden, Nedir bu çektiğim senin elinden, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Yatağımın altı dikenli teller, Saraydın boynuma, o nazik eller, Kaybettim yârimi almasın eller, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Su verenim, artık kimsem yok benim. İçerim yanıyor, dışarım serin. Umutsuz dünyada, dalmışım derin, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Uzandım yatağa, yorganı serdim. Talihsiz dünyaya, ben niye geldim. Ömür boyu artık ben yalnız kaldım, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Ne kışı, ne yazı, ne de baharı, Yaşayamıyorum ben senden ayrı, Getiremem artık, bu sonbaharı, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Ömrümü tükettim, senin uğruna, Bakamadım, ne yağına, tuzuna, İnanamam artık senin sözüne, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Kaptırdım kendimi, esen yellere. Sen düşürdün beni, dilden dillere, Akan gözyaşlarım benzer sellere, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Allah ayırmasın böyle kimseyi, Uykusuz geçirdim, bütün geceyi, Bu dünyadan nefret ettim her şeyi, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Destanımın sonu geldi, bağlarım, Oturup da garip garip ağlarım, Bir araya gelmez kopan bağlarım, Zalim felek yine yıktın yuvamı. Selahattin Özbıyık 22.02.1983 Arhavi YETİŞİN KURTARIN Göklere yükseldi aniden duman, Yetişin kurtarın yanmasın anam. Ben bu acılara nasıl dayanam, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Baba hatırası, yandı kül oldu. Akan gözyaşlarım içime doldu. Artık perişanım ocağım söndü, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Zalim ateş yaktı, yıktı evimi, Aniden dağıttı mutlu yuvamı, Teselli edemem kendi kendimi, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Koşa koşa geldim içeri daldım, Dört tarafım ateş içinde kaldım. Ölmeden Allah’ım canımı aldın, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Yatacak yerim yok, ben ne edeyim, Dayanılmaz, çoktur benim dertlerim, Her gün için ben kimlere gideyim, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Artık ocağımda duman tütmüyor, Ömür boyu benim, çilem bitmiyor, Kırıldı kollarım gücüm yetmiyor, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Ben ağlarım, anam ağlar, yar ağlar. Bir araya gelmez kopan bu bağlar. Üzerime çöktü, yükselen dağlar, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Allah’ım bu nedir, başıma gelen, Bulamadım artık derdimi bilen, Akan gözyaşlarım, yok mudur silen, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Hayatımda yüzüm, gülmeyecek mi? Herkes gibi evim, olmayacak mı? Akan gözyaşlarım dinmeyecek mi? Başımı koyacak yerim mi kaldı. Herkesin kalbinde neşeler dolu, Olmuşum ben artık, yaşayan ölü, Gelecek mi acı günlerin sonu, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Eridi yüreğim, yağı kalmadı. Allah’a yalvardım, canım almadı. Yaşamanın bile tadı kalmadı, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Allah’ım gösterme, kimseye acı, Sağ olsunlar, dostlarıma duacı, Kalbimde yer etti, çıkmıyor sancı, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Yanarak kül oldu, her taraf kömür. Benim için bitti, artık bu ömür, Mezarımı kazın, derine gömün, Başımı koyacak yerim mi kaldı. Selahattin Özbıyık 20.03.1983 Arhavi YAŞAYAN ÖLÜ Doktorlar toplandı hasta başına Acıdılar benim bu genç yaşıma. Çare bulun doktor, benim eşime. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Hastaneye gittim, kapı kapandı. Dayanılmaz acı içimi yaktı. Genç yaşımda felek, boynumu büktü. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Altı aydır hasretini çekerim. Sensiz bu dünyada, hayat neyleyim. Mektubunu uçan kuştan beklerim. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Odamızda resmin hatıra durur. Üzme beni artık, gel sen ne olur. Üzülmesem Allah canımı alır. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Salı günü aklım başımdan çıktı. Doktorlar Fatma’mı alıp da gitti. Aniden gözüme karanlık çöktü. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Saatime baktım, tam dokuz olmuş. Fatma’mın çehresi sararıp solmuş. Ağlayan gözleri kana bürümüş. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Koşa koşa indim, merdivenlerden. Allah razı olsun doktor sizlerden. Hastamı kurtarın, bu acı dertten. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Uzattılar, masaya yatırdılar, Ellerini zincirle bağladılar. Gençliğine üzülüp ağladılar. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Hemşireler yerlerini aldılar. Bütün doktor etrafını sardılar. Narkoz verip Fatma’mı bayılttılar. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Bıçağını doktor eline aldı. Kurtulması artık Allah’a kaldı. Çekti bıçağını, kana bulandı. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Saat iki oldu, hastam çıkmadı. Dizlerimde artık derman kalmadı. Daldım içeriye, doktor salmadı. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Saat iki buçuk kapı açıldı. Akan kanlar etraflara saçıldı. Fatma’mı görünce sesim kesildi. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Masaya uzanmış, sesi çıkmıyor. Kapanmış gözleri, hiç açılmıyor. Çağırdım Fatma’mı, cevap vermiyor. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Geçmiş olsun dedim, cevap vermedi. Akan gözyaşlarım, kimse silmedi. Gençliğimde benim yüzüm gülmedi. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Oynamıyor artık senin ellerin, Sapsarı kesilmiş o beyaz tenin. Yazık oldu artık, senin gençliğin. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Çıkardım mendili, sildim gözünü. Çok şükür Allah’a, duydum sesini. Baktım kaybediyor yine kendini. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Ayağına baktım, yapmış taştan. Anlatmakla bitmez, geçeni baştan. Çok acılar çektin, sen bu genç yaşta. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Bir gün olur belki yüzün gülecek. Akan gözyaşların kimler silecek? Dostlar, hal hatırın soracak. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Dört tarafa baktım, hatıran dolu. Olmuşum ben artık yaşayan ölü. Gelecektir acı günlerin sonu. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Her gün seni pencereden gözlerim. Unutamam senin tatlı sözlerin. Gel de sar boynuma, nazik ellerin. Dayanılmaz bu acıya, gel artık. Selahattin Özbıyık 10.03.1978 Arhavi
|