|
YIKILDI PERDEM EYLEDİ VİRAN İnsanoğlunun tüm güzelliklerini yüzünde toplamış Fatma (Köroğlu) öğretmen ‘deve’ diyor hep birlikte ayağa kalkıyoruz, ‘cüce’ diyor oturup büzülüyoruz. Bugün yine dışarıda kar yağıyor. Gazeteleri okurken ara sıra, karşı apartmanın saçak altına sığınmış kumrularına bakıyorum. Birbirine sokulmuş, rüzgâra karşı korunuyorlar. Kıskanıyorum!
Nedense kulağımda Fatma öğretmenin sessi: ‘Deve – cüce”. Gazeteyi okurken bugün, bir deve bir cüce oluyorum. Darbe planı yapmışlar, camiyi uçuracaklarmış! Bir de gazeteciler var, tutuklanacak olanlar ve kullanılacaklar!.. Tele kulağa yakalanan hâkimler, savcılar, bize bildiklerimizi öğreten öğretim üyeleri, barolar, gazeteciler… Her şey ters yüz! Kime güveneceğiz? Geçenlerde yazdım. İstanbul Barosu bile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurup, Şişli’de sosyal tesis inşa etmek için yeşil alanı imara açtırmış. Kim savunacak bizi? İzimler, ilkeler, kavramlar… Hadi cesaretin varsa ulusalcıyım de! Veya Milliyetçi! Yahut Türküm! Ama artık serbest, Laz’ım diyebilirsin. Yaşasın özgürsün! Hatta, azınlığım de ki kıymete binesin! Hâkime, savcıya, avukata, askere, öğretmene, profesöre, polise, belediyeye, vekile, doktora, gazeteciye, bankacıya, sigortacıya, kaportacıya... Hattaaaaaa kredi kartın varsa kendine bile güvenme! Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. Biri çıkıp; gök kubbe sanal, denizler, dereler, kuşlar… İzleniyordunuz, tepkilerinizi ölçüyorduk. Ülkeler, sınırlar ve de savaşlar sanal dese… Fatma Öğretmenin sessi: Deve! Cüce! Örgü öğreten annemin sessi: Bir ters bir düz. Bir ters bir düzle lastik örgü. Her bedene uyar. Babamın sessi: Gözünü karanlığa alıştır. Bir çuval pirincin içinde beyaz taşı bulur ya gözlerim! Kulaklarımda Fatma öğretmenin sessi: Cüce. Öğretimiz miydi görmemizi engelleyen? Yoksa sahneler perdeleri mi değiştiriyor?.. Ah Başkan. Bana yazmıyorsun diyorsun ya haklısın çok zaman oldu. Size memleketimden, doğduğum topraklardan haberler yazacaktım. Söz vermiştim biliyorum. Yazacak öyle çok şey var ki ülkemde, yazamadıklarım arasında boğuldum. Çoktandır hayal kuramıyorum Memleketim üstüne. Mavi denizleri var üç bir yanında uçsuz bucaksız. Mavi gölleri dört bir yanında Kolsuz kanatsız. Memleketiiiiiiiiiim Gök kubbesi kızıl Ufuksuz. Şimdilerde duvarları kazıyorum, mavi, kırmızı, yeşil, sarı, pembe… Cumhuriyetten beri 90 kat renk atılmış. Biliyorum, sıvanın üzerindeki şerbet beyazdır da ulaşamıyorum! Şükran Özçakmak Görüntüleme sayısı: 437 | E-Posta
|